1BİLGİÇAĞI İYİ BİR GELECEK, BİLGİÇAĞI İLE GELECEK!Family SeriesSAĞLAM TEMELLER, PARLAK GELECEK!TÜRKİYE, İSTANBUL36–42° K 26–45° DSPECIAL EDITION ETKİNLİK TAKVİMİOKUL HABERLERİ 1.SAYIOKULUMU SEVİYORUM! BU AY OKULUMUZDA NELER YAPACAĞIZ?GURUR TABLOMUZ MEZUNLARIMIZ HANGİ OKULLARDA?

2MERYEM SELİN MEŞECİ İPEK NUR ÇALMANBüyük başarılar, önce cesurca kurulan hayallerle başlar. Büyük başarılar, önce cesurca kurulan hayallerle başlar. Büyük başarılar, önce cesurca kurulan hayallerle başlar.İŞTE SLOGANIMIZ!Sevgili Öğrencilerimiz, Evinize Hoş Geldiniz! Yeni bir başlangıç, yeni dostluklar ve keşfedilmeyi bekleyen binlerce bilgi seni bekliyor. Bilgiçağı Koleji çatısı altında geçireceğin her gün, geleceğine atılmış güçlü bir adım olacak. Sen varsan biz tamız! Başarı ve mutluluk dolu bir yıl seninle olsun.OKULUMUZA HOŞ GELDİNİZ OKULUMUZAOKULUMUZA HOŞ GELDİNİZHOŞ GELDİNİZ

3

4What’s the secret code?

5

YATAY 1. İKI ÇOKLUĞUN BIRBIRINE BÖLÜNEREK KARŞILAŞTIRMASI 3. TOPLAMA IŞLEMINI GÖSTEREN SEMBOL (+) 4. BIR DOĞRU PARÇASININ IKI UCUNDAKI NOKTALAR ARASINDAKI AÇIKLIK 8. SAYILARI YAZMAK IÇIN KULLANDIĞIMIZ SEMBOLLER 9. ÇARPMA IŞLEMININ TERSI OLAN IŞLEM 11. İKI MATEMATIKSEL IFADENIN BIRBIRINE DENK OLDUĞUNU GÖSTEREN VE "=" IŞARETIYLE KURULAN IFADE. 6 DIKEY 2. BAŞLANGIÇ NOKTASI AYNI OLAN IKI IŞININ OLUŞTURDUĞU AÇIKLIK 3.İKI BOYUTLU BIR YÜZEYIN KAPLADIĞI SINIRLANDIRILMIŞ BÖLGENIN ÖLÇÜSÜ 5. SIVILARIN HACMINI ÖLÇMEK IÇIN KULLANILAN TEMEL BIRIM 6. DÖRT KENARI VE DÖRT KÖŞESI EŞIT DÜZGÜN ÇOKGEN 7. BIR CISMIN UZAYDA KAPLADIĞI YER MIKTARI 10. METRIK SISTEMDE TEMEL UZUNLUK ÖLÇÜ BIRIMI ŞİFREYİ ÇÖZ Matematik ile dolu bu kare bulmacada, gizli kelimeleri bul ve şifreyi çöz. MATEMATİK BULMACASI

KİL TABLETLERINDEN AKILLI TAHTALARA OKULA MERHABA! Bugün sıramıza oturup defterimizi açtığımızda, aslında binlerce yıllık bir insanlık mirasının parçası oluyoruz. Sosyal Bilgiler dersinde geçmişe doğru bir yolculuğa çıktığımızda, okul kavramının insanlık tarihi kadar eski olduğunu görürüz.Tarihte bilinen ilk okullar, MÖ 3000'lerde Sümerler tarafından kurulmuştu. O dönemdeki adı "Tablet Evi" olan bu okullarda öğrenciler, bugünkü gibi defterlere değil, kil tabletlerin üzerine çivi yazısıyla yazı yazmayı öğreniyorlardı. Kurallar çok sıkıydı ve eğitim bugünkünden çok farklıydı. Yüzyıllar geçti; Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki Medreseler, Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki Millet Mektepleri derken okul, sürekli dönüşerek bugünkü modern ve dijital haline ulaştı.Bugün sahip olduğumuz akıllı tahtalar, modern sınıflar ve zengin kütüphaneler, insanlığın bilgiye ulaşmak için verdiği binlerce yıllık emeğin bir sonucudur. İlk dergimizde, bu büyük mirasa sahip çıkmanın heyecanıyla tüm öğrenci ve öğretmenlerimize kocaman bir "Merhaba!" diyoruz. Geçmişin bilgisiyle, geleceği inşa etmeye hazır mıyız? 7 Okul Tableti Eski Babil Dönemi Tablet Atasözleri Sümerce Okul Tableti Kil

8

Rehberlik Servisi; öğrencilerimizin kendilerini tanımalarına, güçlü yönlerini keşfetmelerine ve karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmalarına destek olur. Akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyerek okul yaşamlarını daha sağlıklı ve verimli geçirmelerine yardımcı olur. Bazen bir soruyu paylaşmak, bazen bir konuda fikir almak, bazen de sadece dinlenilmek yeterlidir. Rehberlik Servisi, öğrencilerimizin kendilerini rahatça ifade edebilecekleri güvenli bir alan sunar. “Her öğrencinin keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyeli vardır.” OKULA HOŞ GELDİN! 9

10

11 TÜRKÇE İLE İLGİLİ BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? 📚 “Kitap” kelimesi Türkçeye Arapçadan geçmiştir. 🖊 Türkçede “de/da” bağlacı ayrı, bulunma hâli eki olan “-de/-da” bitişik yazılır. 🗣 Türkçede “ğ” harfi kelimelerin başında kullanılmaz. ❌ Q, W, X Yok! Türk alfabesinde q, w ve x harfleri bulunmaz. 🪨 Orhun Yazıtları Türkçenin Önemli İlk Yazılı Kaynaklarındandır. 🌍 lk Türkçe sözlük olarak kabul edilen eser Dîvânu Lugâti’t- Türk’tür. 🌟 UNUTMA! “Dilini seven, kültürünü yaşatır!”

İLKOKUL ÖĞRETMENİMİ BULDUM Okul heyecanına 1989 yılında başladım. 1.sınıfı bitirmiş, yaz tatilinin keyfini çıkarmıştık. Sıcak yaz günleri geride kalıp yavaş yavaş sonbahar bizlere merhaba demeye başlamıştı. Artık ikinci sınıftık, bizde çok farklı bir heyecan vardı çünkü köyümüze yeni bir öğretmen gelmişti ve bizim sınıfın derslerine girecekti. Yeni eğitim-öğretimin zili çalmış, sınıfta yerlerimizi almıştık. Acaba yeni gelen öğretmen nasıl biriydi diye bizde büyük merak vardı. 1.sınıfta bizi okutan Arif Öğretmen yeni gelen öğretmenle birlikte sınıfa girdi. Karşımızda sert bakışlı, keskin gözlü, yakışıklı genç bir öğretmen duruyordu. Arif Öğretmen “Çocuklar yeni öğretmeniniz Orhan Bey’le sizi baş başa bırakıyorum.” diyerek sınıftan çıktı. Orhan Öğretmen sıraların arasında dolaşarak bizleri gözleriyle süzmeye başladı. Kara tahtaya geçerek tebeşiri eline aldı. Halinden anladığım kadarıyla bizlerin ders durumlarımızı ölçmeye karar verecek gibi bir durumu vardı. Tahtaya geçerek eline o meşhur tozlu tebeşiri aldı. Yaktım sizi, der gibi bakış atarak tahtaya 212 bölü 2 yazarak bu bölme işlemini yapmamızı istedi. Herkeste bir panik oluştu ama kimse bölme işlemini yapamamıştı. Birkaç arkadaşım bir şeyler yapmaya çalıştı ama bir sonuca ulaşmadı. En son ben bir hamlede bulunarak tahtaya kalktım araya 0 konulması gerektiğini söyleyerek sonucun 106 aldı olduğunu söyledim. Orhan Öğretmen ben tebrik ederek yerime oturmamı söyledi. O anki sevincimi tarif edemezdim, çok mutlu olmuştum. Orhan Öğretmen bizleri 2,3 ve 4.sınıflarda okuttu. 5.sınıfa geldiğimizde tayini çıkarak memleketi Kayseri’ye döndü. Biz de babam İstanbul’da ev aldığı için 1993 yılında İstanbul’a taşındık. Orhan Öğretmen’den çok korkardık, ona saygıda hiç kusur etmedik. Bizlere çok şeyler öğretti. Okul çıkışlarında okulun bahçesinde bizimle beraber top oynar, bizlere maç yaptırırdı. Hatta bazı hafta sonları cumartesi günleri ekstradan dersler yapardı, matematikten dört işlemlerle ilgili problemler çözdürürdü. Ben o derslerden çok çekinirdim, yapamam korkusunu hep yaşardım. Orhan öğretmenimizden en çok korktuğumuz şey ise okul dışında bizi köyün sokaklarında görmesiydi. Neden mi korkardık? Ertesi gün siz “Neden siz sokaklarda gezip de evde ders çalışmıyorsunuz?” der düşüncesiydi ama hiçbir zaman öyle bir şey demedi öğretmenimiz. Bizleri çok severdi ve disiplinli olmamız gerektiği için uğraştığının farkındaydık. 4.sınıfa başlayacağım ayda babam vefat ettiğinden aileme “İsterseniz Bekir’i bana verin onu Kayseri’ye götürüp ben okutayım.” demişti ama ailem normal olarak buna izin vermemişti. Öğretmenimiz Kayseri’ye gitmişti. Tabi o yıllarda cep telefonu olmadığı için öğretmenimle iletişimimizde hiç olmadı. İlkokul, ortaokul, lise derken üniversiteyi bitirip ben de öğretmenim gibi öğretmen olmuştum. İnanır mısınız Orhan Öğretmen’in bende etkisi çok olmuştu. Onu rüyalarımda çok sık görürdüm. Acaba bir gün tekrar karşılaşabilir miyiz, diye hayaller kurardım. Aradan tam 15 yıl geçmişti. Yozgat’ta görev yapıyordum. Nasıl olduysa aklıma bilinmeyen numaraları arasam telefonunu bulabilir miyim, diye düşündüm. Neden olmasın, bilinmeyen numaraların internet sitesine girerek gerekli olan bilgileri yazarak aram yaptım. Orhan öğretmenimin adına Kayseri’ye kayıtlı iki numara çıktı. Akşam sekiz sularıydı, aradım, kalbim küt küt atıyordu. Telefona küçük bir kız çocuğu çıktı. Kendisine orasının Orhan Öğretmen’in evi mi olduğunu sorum. O da evet deyince kendisiyle görüşebilir miyim, dedim. Küçük kız “Babam şu an burada değil, bir saat sonra gelir, isterseniz o zaman arayabilirsiniz.” dedi. Ben de tamam diyerek telefonu kapattım. O bir saat nasıl geçecekti? Sabırsızlık bekledim ve bir saat sonra tekrar aradım. Karşıma Orhan Öğretmen çıkmıştı, sesinden tanımıştım ama tam emin olmak için ilk önce kendimi tanıttım. Orhan öğretmenime “Siz Gümüşhane Kelkit Güzyurdu köyünde öğretmenlik yaptınız mı diye sordum. O da evet deyince bendeki sevinci tarif edemezdim. O da beni tanıdı, baya bir konuştuk. Kendisini ziyarete geleceğimi söyledim ve hemen önümüzdeki ilk cumartesi günü otobüse binerek Kayseri’ye gittim. Buluşacağımız yere geldim, çok heyecanlı bir bekleyiş içerisindeydim. Az sonra öğretmenimle karşı karşıya geldim. Hemen sarılıp elini öptüm. Bir rüya gibiydi. Tam 15 yıl sonra sürekli rüyalarımda gördüğüm ilkokul öğretmenim şimdi karşımdaydı. Hiç değişmemişti hala aynı Orhan Öğretmen’di. Eskilerden konuştuk, köyümüzdeki insanları, sınıfımızdaki arkadaşlarımız sordu. Ben de tek isimlerini söyleyerek nerede olduklarını ne iş yaptıklarını uzun uzun anlattım. Birlikte yemek yedik. Artık ayrılık vakti gelmişti. Bir yıl sonra büyük kızım dünyaya geldi. Eşimle birlikte kontrol için kızımı Kayseri’ye götürdük. Öncesinden Orhan öğretmenim “Ne zaman Kayseri’ye gelirseniz mutlaka bize bekliyorum.” demişti. Kayseri’de işlerimizi hallettikten sonra Orhan Öğretmen’i aradım, çok sağ olsun geldi bizi aldı ve evine gittik. Eşiyle tanıştık, çok hanımefendi biriydi eşi. Bizle çok ilgilendi, güzel güzel ye

13

14

15FATMA REYYAN KALHAYDARPAŞA LİSESİÖMER SALİHOĞLUBATUHAN BÜYÜKERZEHRA SELİN KAYAİBRAHİM BERK ARIÖZÖMER BAHADIR TEMİZSOYMERYEM ÖZBAKHACI SABANCI ANADOLU LİSESİAYŞE ZÜMRA KAPLANPROF.DR.NABİ AVCI FEN LİSESİVALİDEBAĞ FEN LİSESİKADIKÖY ANADOLU İ.H.LKADIKÖY ANADOLU İ.H.LMEHMET ARAS HAŞİMOĞLUMALTEPE FEN LİSESİİSTANBUL ÜSKÜDAR LİSESİKEREM YAVUZARSLANİSTANBUL ÜSKÜDAR LİSESİHÜSEYİN EYMEN ULUTAŞHAKKI DEMİR ANADOLU İ.H.LELİF SARE KAPMAZNEVZAT AYAZ ANADOLU LİSESİPROF.DR.NABİ AVCI FEN LİSESİ

16Y.SELİM KARSLIOĞLUHABİRE YAHŞİ ANADOLU LİSESİAHMET TARIK YILMAZMETEHAN AKTAŞBURAK SIBIÇMUHAMMED MUSA KURTELİF ECRİN GÜRELYASEMİN ESMA KÖKSALERENKÖY KIZ LİSESİZEYNEP ÜSTÜNBAŞÖZDEN CENGİZ ANADOLU LİSESİNEVZAT AYAZ ANADOLU LİSESİNEVZAT AYAZ ANADOLU LİSESİARİF NİHAT ASYA ANADOLU LİSESİARİF NİHAT ASYA ANADOLU LİSESİZÜMRA ÖZKAYARABİA KIZ ANADOLU İ.H.LERENKÖY KIZ LİSESİİHSAN İSMET BİNGÜLAMANETOĞLU ANADOLU İ.H.LMUHAMMED TALHA İNCEŞEHİT MUSTAFA KAYMAKÇI ANADOLU İ.H.LDİLRUBA GÜLEŞCEATAŞEHİR KIZ ANADOLU İ.H.L

17 HAZIRSANIZ, BAŞLIYORUZ! Yaz tatilinin sonlarına doğru evin bir köşesinde mutlaka bir okul çantası belirir. Kırtasiye listeleri gözden geçirilir, alışveriş yapılır. Okul formaları dolaptan çıkarılır. Çantalar hazırlanır. Bir yandan da takvimdeki günler sayılır: “Okulların açılmasına kaç gün kaldı?” Ve sonra o sabah gelir. Uzun zamandır okul saatinde çalmayan alarm yeniden çalmaya başlar. Evlerde tatlı bir telaş başlar. Çocuklar uykulu gözlerle hazırlanırken anne babalar “Hadi, geç kalacağız.” demeye başlar. Şehrin trafiğine çocuklar da dahil olur. Okul yolları yeniden hareketlenir. Koridorlar çocuk sesleriyle dolar. Sınıfların kapıları açılır ve biz eğitimciler, öğrencilerimizle yeniden buluşuruz. Aslında okulların açılması, sadece derslerin başlaması değildir. Okul, bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır. Ömrünü eğitime adamış, hayatımda çok özel bir yeri olan kıymetli bir eğitimci büyüğümün her eğitim yılı başında söylediği bir söz var. Her toplantıda, eğitim hayatını anlatırken bu benzetmeyi yapar. Yıllardır duyduğum hâlde her yeni eğitim yılının başında yeniden anlam kazanan o söz şöyle: “Ortada bir senaryo var. Her sene bu senaryonun oyuncuları değişiyor. Biz filmi başa sarıp yeniden oynamaya başlıyoruz.” Ne kadar güzel bir tarif… Gerçekten de her eğitim yılı biraz böyle değil mi? Geçen yılın öğrencileri bir üst sınıfa geçer, bazı öğretmenlerimiz değişir, yeni öğrenciler aramıza katılır. Sınıflar değişir, sıralar değişir, isimler değişir. Ama elimizde hep aynı hikâye vardır: Bir çocuğun öğrenme, büyüme ve hayata hazırlanma hikâyesi. Her yıl filmi başa sararız. Fakat bu kez aynı filmi izlemeyiz. Çünkü oyuncular değişmiştir. Çocuklar büyümüştür. Velilerin beklentileri, çocukların hayalleri değişmiştir. İşte bu yüzden her eğitim yılı hem tanıdık hem de yepyenidir. Bir öğrenci geçen yıl matematikte zorlanmış olabilir. Bu yıl yeniden deneyebilir. Bir öğretmen geçen yıl ulaşmakta zorlandığı bir öğrencisine bu yıl başka bir yoldan ulaşabilir. Bir çocuk ilk gün sınıfa girerken yaşadığı çekingenliği birkaç ay sonra geride bırakabilir. Çünkü eğitim biraz da yeniden deneme sanatıdır. Ve bütün bunların başlayabilmesi için okulun kapıları açılmadan önce başlayan başka bir büyük hazırlık vardır. Öğrenciler henüz okulun bahçesine gelmeden, öğretmenler sınıflarına girmeden önce okullarda yoğun bir çalışma başlar. İdareciler tarafından ders programları hazırlanır, sınıflar ve öğretmenler planlanır, akademik ve idari süreçler gözden geçirilir. Yapılacak çalışmalar, organizasyonlar, etkinlikler ve yıl boyunca takip edilecek süreçler tek tek planlanır. Üstelik bu filmin yalnızca görünen oyuncuları yoktur. İdari katta çalışan arkadaşlarımız, öğrenci ve veli süreçlerinden günlük işleyişe kadar pek çok ayrıntıyla ilgilenir. İdarecilerimiz okulu, öğretmenlerimiz sınıflarını hazırlarken, okulun diğer çalışanları da kendi görev alanlarında yeni eğitim yılı için hazırlıklarını tamamlar. Güvenliğimizden temizliğimize, teknik işlerimizden servis ve diğer destek hizmetlerimize kadar okulun düzenli ve güvenli bir şekilde işlemesi için pek çok insan emek verir. Çünkü bir okul, yalnızca sınıflardan, sıralardan ve derslerden ibaret değildir. Bir okul, aynı hedef için emek veren insanların birlikte oluşturduğu büyük bir bütündür. Öğrencinin sınıfa huzurla girebilmesi, öğretmenin dersine hazırlıklı başlayabilmesi ve velinin kendisini güvende hissedebilmesi için birçok insan aynı hikâyenin farklı yerlerinde görev yapar. Ve bütün bu hazırlıkların sonunda o çok tanıdık ses duyulur: zil sesi. Sosyal medyada bu günlerde mutlaka karşımıza çıkan o tanıdık videolardan biri var. Okulların açılmasına birkaç gün kalmıştır; öğrenci biraz hüzünlü, veli oldukça mutlu, servis şoförü hareketli günlerin heyecanında, kırtasiyeci yeniden başlayacak yoğunluğun hesabında… Aynı tarih, aynı okul, aynı başlangıç; ama herkesin duygusu başka.

18 İlk bakışta bizi gülümseten bu görüntüler, aslında hayatın ne kadar renkli olduğunu da gösteriyor. Aynı güne farklı pencerelerden bakıyoruz. Birinin tatili bitiyor, diğerinin özlediği düzen yeniden başlıyor. Birinin telaşı, diğerinin heyecanı oluyor. Belki de okul dediğimiz şey tam olarak böyle bir yer: Farklı duyguların, farklı hikâyelerin ve farklı insanların aynı çatı altında buluştuğu bir yaşam alanı. Öğrencisinden velisine, öğretmeninden yöneticisine, idari personelinden okulun her bir çalışanına kadar herkes bu büyük hikâyenin bir parçası. Ve galiba işimizi güzel yapan da biraz bu. Her yeni eğitim yılı, aynı zamanda hayatın yeniden renklenmesi demek. Bir de çok sevdiğim bir meslektaşımın yıllardır söylediği ve her duyduğumda beni düşündüren bir sözü var: “Bir gün gelecek, bir gün kalacak.” Hayatın pek çok alanına uyarlanabilecek kadar sade ama bir o kadar da güçlü bir söz. Okulların kapanmasını beklerken gün sayan çocuklarımız, şimdi okulların açılmasını bekliyor. Uzun gibi görünen yaz tatili bir anda bitiveriyor. Önemli bir sınava hazırlanan öğrencilerimiz sınav tarihi yaklaştıkça tempolarını artırıyor. Önce “Daha çok var.” diyoruz. Sonra bir bakıyoruz: Bir gün gelmiş, bir gün kalmış. Zaman gerçekten de böyle. Daha dün ilk zil çalmış gibi gelirken bir bakmışız karne günü gelmiş. İlk tanıştığımız öğrencilerimiz bir anda mezuniyet töreninde karşımızda duruyor. İlk kez tuttuğumuz o küçücük eller büyüyor, biz fark etmeden hayatlarının bir sonraki durağına doğru yürüyorlar. Belki de bu yüzden yeni eğitim yılına sadece hedeflerle değil, farkındalıkla başlamak gerekiyor. Çocuklarımızdan başarı bekleyelim elbette. Ama onların çocukluklarını da yaşayalım. Notlarını önemseyelim ama meraklarını daha çok önemseyelim. Sınavlarını takip edelim ama gözlerindeki heyecanı da görelim. Öğretmenlerimizden akademik başarı bekleyelim; fakat bir çocuğun hayatında bırakacakları güzel iz, bazen bir karne notundan çok daha değerlidir. Bunu unutmayalım. İdarecilerimizden ve okulların görünmeyen kahramanlarından beklediğimiz şey de sadece işleri yürütmeleri olmasın. Onların da bu büyük hikâyenin önemli oyuncuları olduğunu hatırlayalım. Çünkü okul, sadece çocukların geleceğe hazırlandığı yer değil; geleceğin her gün yeniden inşa edildiği yerdir. Ve bir gün, bu eğitim yılı da bitecek. Belki bugün ilk zilin heyecanını yaşayan çocuklarımız, yarın okuldan mezun olacak. Bugün yeni bir sınıfa adım atan öğretmenlerimiz, yarın bu yılın hikâyelerini anlatacak. Film yeniden başlıyor. Oyuncularımız değişti. Senaryo hazır. Ve işte o söz, kulağımda yeniden yankılanıyor: Bir gün gelecek, bir gün kalacak. O hâlde yeni eğitim yılının hakkını verelim. Öğrenelim, öğretelim, büyüyelim, iz bırakalım. Ve o gün geldiğinde, geriye dönüp baktığımızda işimizi hakkıyla yapmış olmanın huzurunu yaşayalım. Çünkü eğitimde bazı şeyler biter ama izleri kalır. Yeni eğitim-öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, idarecilerimize ve bütün eğitim camiamıza sağlık, huzur, başarı ve güzel başlangıçlar getirmesi dileğiyle… Haydi, başlayalım. ÖMER FARUK KONCA

20

Bilgiçağı Koleji Okul Dergisi 1. Sayı

Zgłoś