Strategy 34. sayi

Akfen Holding A.Ş. Adına İmtiyaz Sahibi / Publisher Ünsal Ereke Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü/ Editor in Chief Ünsal Ereke Yayın Kurulu / Publication Board Nilüfer Taşlıca Başdan Sevil Aslan Yayın Adı / Name of Publication Strategy Yayın Türü / Type of Publication Yerel Süreli / 3 Ayda Bir Türkçe-İngilizce Quarterly, Periodical, Local, Turkish-English Yönetim Yeri / Head Office Akfen Holding Levent Loft, Büyükdere Cad. No: 201 K: 11 34394 Levent/İstanbul/Türkiye YAPIM/YAYIN Gayrettepe Mah. Yıldız Posta Cad. Ayyıldız Sitesi B Blok No:26 D:58 Beşiktaş / İSTANBUL Tel: +90 212 219 19 32 Fax: +90 212 219 13 43 www.groupmedya.com info@groupmedya.com Genel Yayın Yönetmeni / Editor in Chief Şule Laleli sulel@groupmedya.com Katkıda Bulunanlar Serpil Kaya Elif Erman Çevirmen / Translator Anahid Hazaryan anahidh@groupmedya.com Ceren Han cerenhan@outlook.com Tasarım / Design Selin Hamzaoğlu Uluer Kapak Fotoğrafı / Cover Photo istock Strategy dergisi ile ilgili önerileriniz için strategy@akfen.com.tr adresine mail gönderebilirsiniz. Any suggestions about Strategy magazine are welcomed and should be adressed to strategy@akfen.com.tr İÇİNDEKİLER / Contents Contents / İÇİNDEKİLERSTRATEGY STRATEGY2 3 KAPAK/COVER 22 GÖRÜNÜM/VIEW

Genel Yayın Yönetmeni / Editor in Chief Ünsal Ereke Front Matter / BAŞLARKENSTRATEGY 5 1 Boğaz’ın eşsiz atmosferi ve şehrin enerjisi, Novotel’in modern şıklığında unutulmaz anlara dönüşüyor. Mürver Restaurant Boğaz manzarası eşliğinde modern dokunuşlarla yorumlanan lezzetleri, zarif atmosferinde sunan seçkin bir restoran. Archer Karaköy Şehrin kalbinde, keyifli anlara eşlik eden lezzetler. Qualia Spa Günün stresinden uzak, zarif ve konforlu bir ortamda kendinizi yenileyin.

KISA KISA / Briefing STRATEGY6 Briefing / KISA KISA 7STRATEGY 2026 NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek. Üye ülkelerin liderleri 7 ve 8 Temmuz 2026 tarihlerinde bir araya gelecek. Toplantı Ankara’nın Beştepe semtindeki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye’ye teşekkür ederek ülkenin “70 yılı aşkın süredir NATO’nun güçlü bir müttefiki” olduğunu ve “ortak güvenliğe paha biçilmez bir katkı sağladığını” vurguladı. Genel Sekreter, “Bir sonraki zirvede liderler güvenliğimize yönelik kritik zorluklara yanıt vermeye hazır, daha güçlü, daha adil ve daha etkili bir ittifak oluşturmak için NATO’yu daha da güçlendirecekler” dedi. Türkiye NATO Zirvesi’ne ikinci kez ev sahipliği yapıyor. 36. NATO Zirvesi’nde, müttefiklerin savunma harcamalarının GSYİH’lerinin %5’ine çıkarılması hedefi, ABD’nin İran politikası ile Avrupa üzerindeki yük paylaşımı baskısı, Ukrayna’ya uzun vadeli askeri destek fonları ve ittifakın “Güney Kanadı” (Akdeniz ve Orta Doğu) güvenliği ana gündem maddeleri olarak görüşülecek. İlki 2004 yılında İstanbul’da düzenlenmiş ve Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya olmak üzere yedi yeni üye ülke kabul edilmişti. THE 2026 NATO Summit will be held in Ankara, the capital of Türkiye. Leaders of member countries will meet on July 7 and 8, 2026. The meeting will take place at the Presidential Complex in Beştepe district of Ankara. NATO Secretary General Mark Rutte thanked Türkiye, emphasizing that the country has been “a strong ally of NATO for over 70 years” and “makes an invaluable contribution to common security.” The Secretary General said, “At the next summit, leaders will further strengthen NATO to create a stronger, fairer and more effective alliance, ready to respond to critical challenges to our security.” Turkey is hosting the NATO Summit for the second time. At the 36th NATO Summit, the main agenda items will include the goal of increasing allied defense spending to 5% of GDP, the US policy on Iran and pressure on Europe to share the burden, long-term military support funds for Ukraine, and the security of the alliance’s “Southern Flank” (Mediterranean and Middle East). The first summit was held in Istanbul in 2004, and seven new member countries were admitted: Bulgaria, Estonia, Latvia, Lithuania, Romania, Slovakia, and Slovenia. 2026 NATO Summit to be Held in Ankara in July 2026 NATO Zirvesi, Temmuz’da Ankara’da Gerçekleşecek 2027 YILINDA bankacılık sektörü, yapay zekânın sadece bir asistan olmaktan çıkıp finansal kararları otonom olarak yönettiği, geleneksel mevduatların stablecoin ve dijital varlıklarla rekabet ettiği “Sınırların Kalktığı Bankacılık” (Unconstrained Banking) dönemini yaşayacak. McKinsey ve BCG gibi küresel finans otoritelerinin 2026 raporlarına göre, yapay zekâ artık sadece soruları yanıtlamıyor; risk yönetimi, uyumluluk (compliance) ve kredi onaylama süreçlerini uçtan uca tek başına yürütecek. Banka uygulamalarındaki yapay zekâ ajanları, müşterinin harcama alışkanlıklarını analiz ederek bütçeyi otonom yönetirken, otomatik yatırım yapmak ve en uygun kredi opsiyonunu kullanıcı adına seçecek. Perakende kredilerde %50’ye varan üretkenlik artışı ve servet yönetiminde %30’un üzerinde gelir artışı yapay zekâ entegrasyonları sayesinde sağlanacak. Avrupa’da Dijital Euro altyapısının güçlenmesiyle yasal dijital para birimleri bankacılık sisteminin kalbine yerleşecek. IN 2027, the banking sector will experience the “Unconstrained Banking” era, where artificial intelligence will move beyond being just an assistant and autonomously manage financial decisions, and traditional deposits will compete with stablecoins and digital assets. According to 2026 reports from global financial authorities such as McKinsey and BCG, artificial intelligence will no longer just answer questions; Risk management, compliance, and credit approval processes will be handled end-to-end independently. AI agents in bank applications will analyze customer spending habits, autonomously manage budgets, make automatic investments, and select the most suitable loan option on behalf of the user. Productivity increases of up to 50% in retail loans and income increases of over 30% in wealth management will be achieved thanks to AI integrations. With the strengthening of the Digital Euro infrastructure in Europe, legal tender digital currencies will become integrated into the heart of the banking system. Banking Trends in 2027 Bankacılıkta 2027 Trendleri MICROSOFT ÇIN’de devasa bir yapay zeka ve bulut işi kuruyor; böylece Azure bulut platformu aracılığıyla belli başlı yerli teknoloji şirketlerine OpenAI modellerini sunacak.Microsoft’un yapay zeka ve bulut hizmetleri için ByteDance’in yılda 1 milyar dolardan fazla para harcayacağı açıklandı. Ant Group, Meituan ve Tencent de Microsoft modellerini kullanıyor. Çin’de henüz pek çok ABD’li rakip sahada değilken Microsoft OpenAI teknolojisini sunuyordu. Microsoft’un Çin’deki bu büyüyen

News / HABER9STRATEGYHABER / News8 STRATEGY THE STRAIT OF HORMUZ has been the scene of one of the worst energy supply crises in modern history since January. In the 40-day war that erupted with the US and Israeli attacks on Iran on February 28th, Iran played the “Hormuz card,” a tactic it had held for years. Ship traffic in the strait decreased by over 90%, approximately 1,900 ships were stranded in the area, oil prices skyrocketed to $120, gas prices in Europe increased by more than 100%, and oil exports from Gulf countries declined by more than 60%. The temporary ceasefire brokered by Pakistan on April 8 lasted only 10 days, and the US naval blockade launched on April 13, along with ceasefire violations that deepened with reciprocal attacks in May , pushed the crisis to a fragile stage caught between blockade and closure. As of June 1, although the parties were still in indirect contact for a framework agreement to end the war, Iran’s announcement on the same day that it was suspending diplomatic contact once again demonstrated the fragility of the process. As the war entered its 100th day on June 7th, the extent of the crisis became clear: in those 100 days, only 988 commercial vessels were able to pass through the Strait of Hormuz, the daily average dropped to 10, and traffic decreased by more than 90 percent compared to pre-war levels. The International Energy Agency (IEA) described the supply shock as “the biggest energy crisis in history,” while Gulf producers experienced daily losses of 14.4 million barrels; according to OECD data, a loss of up to $700 billion in global growth was predicted, and the EU’s energy import bill increased by over €47 billion in 100 days. Thus, while one of the world’s narrowest but most vital waterways remained a knot that remained unresolved for months, oscillating between opening and closing, negotiation and conflict, the picture changed almost in hours in mid-June. Following the downing of a US helicopter near the Strait of Hormuz on June 9th, the parties once again came to the brink of all-out conflict, but shortly afterward, US President Donald Trump announced that “we have ended the war with Iran,” declaring an agreement in which Iran renounced its nuclear weapons. This rapid shift from the brink of conflict to the negotiating table once again demonstrated how fragile and unpredictable the crisis remained until the very end. WHY IS THE 33-KILOMETER WATERWAY THE HEART OF THE WORLD? The Strait of Hormuz, connecting the Persian Gulf to the Arabian Sea, is only 33 kilometers wide at its narrowest point, yet it remains one of the most vulnerable points in the global energy supply chain. Approximately one-fifth of global oil trade and 20% of global liquefied natural gas (LNG) trade flow through this narrow passage. Another reason the Strait of Hormuz is indispensable is the lack of another significant sea route connecting the Gulf’s oil and gas producers to the open sea; land-based pipelines can only carry a small fraction of this enormous volume. Situated in the middle of the HÜRMÜZ BOĞAZI, ocak ayından bu yana modern tarihin en ağır enerji tedarik krizlerinden birine sahne oldu. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılarla patlak veren ve 40 gün süren savaşta İran, yıllardır elin- de tuttuğu “Hürmüz kozunu” devreye soktu. Boğazda gemi trafiği yüzde 90’ın üzerinde azaldı, çevrede yaklaşık 1.900 gemi mahsur kaldı, petrol 120 dolara fırladı, Av- rupa’da gaz fiyatları yüzde 100’ü aştı, Körfez ülkelerinin petrol ihracatı yüzde 60’tan fazla geriledi. Pakistan’ın arabuluculuğuyla 8 Nisan’da sağlanan geçici ateşkesin yalnızca 10 gün dayanması, ABD’nin 13 Nisan’da başlattığı deniz ablukası ve Mayıs ayında karşılıklı saldı- rılarla derinleşen ateşkes ihlalleri, krizi abluka ile kapat- ma arasında sıkışan kırılgan bir evreye taşıdı. 1 Haziran itibarıyla taraflar hâlâ savaşı sonlandıracak bir çerçeve anlaşması için dolaylı temas hâlinde olsa da İran’ın aynı gün diplomatik teması askıya aldığını açıklaması, sürecin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Savaşın 7 Haziran’da 100. gününe girmesiyle krizin bi- lançosu da netleşti: bu 100 günde Hürmüz’den yalnızca 988 ticari gemi geçebildi, günlük geçiş ortalaması 10’a indi ve trafik savaş öncesine göre yüzde 90’dan fazla geri- ledi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) yaşanan arz şokunu “tarihteki en büyük enerji krizi” olarak nitelendirirken, Körfez üreticilerinin günlük kaybı 14,4 milyon varile ulaş- tı; OECD verilerine göre küresel büyümede 700 milyar dolara varan bir kayıp öngörüldü, AB’nin enerji ithalat faturası ise 100 günde 47 milyar avronun üzerinde arttı. Böylece dünyanın en dar ama en hayati su yollarından biri, açılma ile yeniden kapanma, müzakere ile çatışma arasında aylarca çözülemeyen bir düğüm olarak kalma- ya devam ederken tablo Haziran ortasında neredeyse saatler içinde değişti, 9 Haziran’da Hürmüz yakınların- da düşürülen bir ABD helikopterinin ardından taraflar yeniden topyekûn çatışmanın eşiğ

News / HABER11STRATEGYHABER / News10 STRATEGY STRATEGY News / HABER 11 supply chain from producer to buyer, even the slightest disruption in this passage can not only interrupt physical supply but also trigger a “risk premium” pricing that instantly affects prices globally. The rapidly escalating tensions between Iran and the US-Israel alliance since January 2026 have placed this strategic waterway at the very center of the global power struggle. Iran’s threat to close the strait was not new; Tehran had held this card as a deterrent for years. However, in the first months of 2026, this threat materialized for the first time in such a concrete, definite, and practical way. The crisis deepened step by step with successive turning points and eventually evolved into an all-out war. The Strait of Hormuz is the only gateway for oil and natural gas from the Persian Gulf to reach world markets. It is also an economic fault line that shakes global financial markets. Turkey, situated on the transit route of global energy, is affected economically by these crises due to the global price mechanism, and also increases its strategic importance by offering safe alternative routes. MARKET UPHEAVAL AND TÜRKIYE’S DUAL ROLE The first and most noticeable impact of crises in the Strait of Hormuz on the global economy was seen in oil prices. The fact that approximately one-third of the world’s seaborne oil passes through this strait heightened concerns about supply security to the highest level. The seizure of a tanker or military activity in the region caused the price of Brent crude oil to rise rapidly. These sudden increases in oil prices fueled global inflation by driving up industrial production costs. This created significant uncertainty in financial markets, leading to sharp sell-offs in major stock exchanges such as New York, London, and Tokyo. Turkey is affected by crises centered around the Strait of Hormuz in two different dimensions: economic costs and geopolitical opportunities. From an economic perspective, Turkey meets a large portion of its energy needs from abroad. Rising global oil prices due to blockages in the Strait of Hormuz directly increase Türkiye’s energy import bill. A large portion of the imported oil, primarily from Iraq, one of the largest suppliers, reaches Türkiye directly via land routes and pipelines instead of passing through the strait. This situation reveals the other side of the coin: Turkey’s strategic role in global energy security. The fragile and unreliable nature of the Strait of Hormuz is driving global energy actors to seek safer land routes as alternatives to sea routes. In this regard, Turkey has become a safe haven, transporting Caspian and Middle Eastern oil directly to the Mediterranean and then to world markets via the Baku-Tbilisi-Ceyhan (BTC) and Iraq-Turkey oil pipelines, without being exposed to the risks of the Strait of Hormuz. Similarly, when liquefied natural gas (LNG) traffic through the Strait of Hormuz is at risk, pipeline gas transported through projects like TANAP da duran bu geçitte yaşanacak en küçük bir aksaklık, fiziksel arzı kesintiye uğratmanın ötesinde, dünya genelinde fiyat- ları anında hareketlendiren bir “risk primi” fiyatlamasını da tetikleyebiliyor. Ocak 2026’dan itibaren İran ile ABD-İsrail arasında hızla tırmanan gerilim bu stratejik su yolunu küre- sel güç mücadelesinin tam merkezine yerleştirdi. İran’ın boğazı kapatma tehdidi yeni değildi; Tahran yıl- lardır bu kozu bir caydırıcılık aracı olarak elinde tutuyordu. Ancak 2026’nın ilk aylarında bu tehdit, ilk kez bu denli so- mut, kesin ve sahada uygulanabilir biçimde gerçeğe dönüştü. Kriz, birbirini izleyen dönüm noktalarıyla aşama aşama derinleşti ve sonunda topyekûn bir savaşa evrildi. Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki petrol ve doğal gazın dünya pazarlarına açılan tek kapısı. Küresel finans piyasa- larını sarsan ekonomik bir fay hattı aynı zamanda. Küresel enerjinin geçiş güzergâhında yer alan Türkiye ise bu kriz- lerden hem küresel fiyat mekanizması nedeniyle ekonomik olarak etkilenmekte hem de sunduğu güvenli alternatif ro- talarla stratejik önemini artırıyor. PIYASALARDAKI DEPREM VE TÜRKIYE’NIN ÇIFT YÖNLÜ ROLÜ Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizlerin küresel ekonomi- deki ilk ve en belirgin yansıması petrol fiyatlarında oldu. Dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte birinin bu boğazdan geçmesi, arz güvenliğine yönelik endişeleri en üst seviyeye çıkardı. Bölgede bir tankere el konulması veya askeri hareketlilik yaşanması, Brent petrolün varil fiyatı- nın hızla yükselmesine neden oldu. Petrol fiyatlarındaki bu ani artışlar, sanayi üretim maliyetlerini tırmandırarak küresel ölçekte enflasyonu tetikledi. Bu durum finans pi- yasalarında büyük bir belirsizlik yarattığından; New York, Londra ve Tokyo gibi dev borsalarda hisse senetlerinde sert satışlar yaşandı. Türkiye, Hürmüz Boğazı merkezli krizlerden iki farklı boyutta etkileniyor. Ekonomik maliyetler ve jeopolitik fırsatlar. Ekonomik açıdan ba

HABER / News12 STRATEGY gibi projelerle taşınan boru hattı gazı, başta Avrupa olmak üzere batı pazarları için en kritik can simidi konumunu güçlendiriyor. Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin şah damarı ol- masının yanı sıra dünya ekonomisinin en hassas baromet- relerinden biri. Bu bölgede ortaya çıkan jeopolitik riskler, petrol fiyatlarını tırmandırarak ve borsaları sarsarak küresel refahı doğrudan tehdit ediyor. Türkiye ise bu riskli denklem- de kritik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Küresel fiyat artışlarının getirdiği ekonomik yükleri göğüslemek zorunda kalsa da Türkiye, sahip olduğu gelişmiş boru hattı altyapısı ve coğrafi avantajıyla enerji arz güvenliğinde vazgeçilmez bir merkez (hub) haline geldi. Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’n- daki her istikrarsızlık dünyayı karanlığa itme riski taşırken, Türkiye’nin sunduğu enerji koridorları küresel piyasalar için hayati bir güvence olmaya devam edecek gibi görünüyor. strengthens its position as a critical lifeline for Western markets, especially Europe. The Strait of Hormuz, besides being the lifeline of global energy trade, is also one of the most sensitive barometers of the world economy. Geopolitical risks emerging in this region directly threaten global prosperity by driving up oil prices and shaking stock markets. Turkey stands out as a critical balancing factor in this risky equation. Although it has to bear the economic burdens brought about by global price increases, Turkey has become an indispensable hub for energy supply security with its advanced pipeline infrastructure and geographical advantage. Consequently, while any instability in the Strait of Hormuz risks plunging the world into darkness, the energy corridors offered by Turkey seem likely to remain a vital safeguard for global markets.

KÖŞE / Column STRATEGY Enerji Güvenliği Risklerinde Yeni Dönem A New Era in Energy Security Risks “ENERJI SEKTÖRÜ DE diğer birçok sektör gibi, belirsizliklerle boğuşuyor ve bu durum politika yapıcıların, iş dünyası liderlerinin ve yatırımcıların işini zorlaştırıyor. Jeopolitik iniş çıkışlar, uzun süredir devam eden ilişkileri zorluyor ve köklü varsayımları alt üst ediyor. IMF ve Stanford Üniversitesi’nden ekonomistler tarafından geliştirilen Dünya Belirsizlik Endeksi , son aylarda benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı. Ancak bu değişim döneminde, güvenle belirleyebileceğimiz bazı önemli eğilimler hala mevcut. İşte yönümüzü bulmamıza yardımcı olabilecek yedi tanesi: DÜNYA ELEKTRIK ÇAĞINA GIRDI Petrol ve doğalgaz önümüzdeki yıllarda da yaygın olarak kullanılmaya devam edecek, ancak elektrik kullanımı genel enerji talebine göre iki kat daha hızlı artıyor. Yapay zeka, veri merkezleri ve yüksek teknoloji üretimi gibi küresel ekonominin en dinamik bölümlerinin temel enerji girdisi olan elektrik, elektrikli araçlar ve ısı pompaları gibi teknolojiler sayesinde karayolu taşımacılığı ve ısıtma gibi büyük sektörlerdeki payını da artırıyor. Bugün bile, küresel enerji sektörüne her yıl yapılan yatırımların yarısından fazlası elektriğe gidiyor. YENILENEBILIR ENERJI KAYNAKLARI BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK Bazı zorluklara rağmen, dünyanın birçok ülkesinde yenilenebilir enerji kaynakları , artan elektrik talebinin büyük bir bölümünü, hatta tamamını karşılıyor; bunun nedeni genellikle en rekabetçi seçenek olmalarıdır. Güneş enerjisi bu alanda öncülük ediyor, çünkü Hindistan gibi enerji talebini giderek artıran ülkeler çok yüksek kaliteli güneş enerjisi kaynaklarına sahip, ancak yeni nesil jeotermal enerji gibi yeni teknolojiler de devreye giriyor. “THE ENERGY SECTOR, like many others, is grappling with uncertainties, making the job of policymakers, business leaders, and investors more challenging. Geopolitical ups and downs are straining long-standing relationships and overturning established assumptions. The World Uncertainty Index , developed by economists from the IMF and Stanford University, has reached unprecedented levels in recent months. However, in this period of change, some key trends that we can confidently identify still exist.” Here are seven that can help us find our way: THE WORLD HAS ENTERED THE ELECTRIC AGE Oil and natural gas will continue to be widely used in the coming years, but electricity consumption is growing twice as fast as overall energy demand. Electricity, a key energy input for the most dynamic sectors of the global economy such as artificial intelligence , data centers, and high-tech manufacturing, is also increasing its share in major sectors like road transport and heating thanks to technologies such as electric vehicles and heat pumps. Even today, more than half of the annual investment in the global energy sector goes to electricity. NÜKLEER ENERJI YENIDEN YÜKSELIŞTE 2010’lu yıllarda yaşanan bir dizi aksaklığın ardından nükleer enerji yeniden yükselişe geçti ve geçen yıl her zamankinden daha fazla elektrik üretti. Bugün, 70 gigawatt’ın üzerinde yeni nükleer kapasite inşa halinde olup, bu son 30 yılın en yüksek seviyelerinden biridir. Veri merkezlerinden gelen artan elektrik talebi, teknoloji şirketlerinin de düşük emisyonlu, 7/24 kesintisiz güç kaynağı vaadi nedeniyle nükleer enerjiye yönelmesine neden oluyor. ENERJI GÜVENLIĞI RISKLERI, ÖZELLIKLE KRITIK MINERALLER IÇIN GIDEREK ARTIYOR Petrol ve doğalgaz arz güvenliğini etkileyen geleneksel tehlikelere, Şili ve İspanya’daki son büyük elektrik kesintilerinde de görüldüğü gibi, elektrik güvenliği ve kritik mineraller gibi diğer alanlarda da zaaflar eşlik etmektedir. Tek bir ülke olan Çin, enerjiyle ilgili 20 stratejik mineralin 19’unun rafinerisinde baskın konumdadır ve ortalama %70’lik bir pazar payına sahiptir. Bu stratejik minerallerin yarısından fazlası bir tür ihracat kontrolüne tabidir. İklim değişikliğinden kaynaklanan artan enerji güvenliği riskleri de artık kesinleşmiş olup, enerji sistemlerini aşırı hava olaylarına, siber saldırılara ve kritik altyapıyı hedef alan diğer kötü niyetli faaliyetlere karşı daha dirençli hale getirme ihtiyacını yoğunlaştırmaktadır. EYALETLER KONTROLÜ ELE ALIYOR Enerji, ekonomik ve ulusal güvenlik meselesi haline geldikçe, hükümetler de sonuçları piyasaya bırakmak yerine, giderek daha fazla müdahale ederek şekillendiriyorlar. Bu durum, özellikle kritik mineraller için enerji teknolojisi tedarik zincirlerinde , ülkelerin Çin’in yüksek pazar payıyla ilişkili risklere karşı koymaya çalışmasıyla açıkça görülmektedir. Petrol ve doğalgaz ticareti de giderek daha fazla siyasi değerlendirmelere ve hükümetler arası müzakerelere veya yaptırımlara tabi tutulmaktadır. ÖNEMLI YAKITLAR VE TEKNOLOJILER IÇIN ‘ALICI PIYASASINA’ DOĞRU BIR GEÇIŞ YAŞIYORUZ Petrol fiyatları, nispeten bol arz nedeniyle zaten baskı altında ve yeni LNG ihracat projelerinin faaliyete geçmesiyle doğal gaz piyasalarında da durum yakında aynı olacak. Ayrıca

KÖŞE / Column STRATEGY16 Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin de katılımıyla, enerji piyasası dinamiklerini giderek daha fazla şekillendiren bir grup gelişmekte olan ekonomiyle kayıyor. Bu ülkeler, 2010 yılından bu yana petrol, doğalgaz ve elektrik talebindeki küresel büyümenin yarısından fazlasını oluşturan Çin’den bayrağı devralıyorlar. Bununla birlikte, başka hiçbir ülke tek başına Çin’in son on yıllardaki olağanüstü enerji gelişimini tekrarlamaya yaklaşamayacak. Günümüzdeki kargaşa ortamında, yalnızca belirsizliklere odaklanmak kararsızlığa ve felce yol açabilir. Hükümetlerin, şirketlerin ve yatırımcıların enerji konusunda bekle gör yaklaşımı, dünyanın enerjiye olan susuzluğu ve sürekli yatırım ihtiyacı göz önüne alındığında, gelecekte sorunlara yol açma riskini taşır. Karar vericilerin güvenebileceği bazı kesinlikler hala mevcut: Geleceği planlarken bunları gözden kaçırmayalım.” low prices could lead to a decline in energy investment and negative consequences for years to come. NEW PLAYERS ARE INCREASINGLY SHAPING GLOBAL ENERGY TRENDS The center of gravity in global energy markets is shifting towards a group of emerging economies, led by India and Southeast Asia, and joined by countries in the Middle East, Latin America, and Africa, which are increasingly shaping energy market dynamics. These countries are taking over from China, which has accounted for more than half of global growth in oil, natural gas, and electricity demand since 2010. However, no other country alone will come close to replicating China’s extraordinary energy development in recent decades.In today’s chaotic environment, focusing solely on uncertainties can lead to indecision and paralysis. A wait-and-see approach to energy by governments, companies, and investors risks creating problems in the future, given the world’s thirst for energy and the constant need for investment. Some certainties still exist that decision-makers can rely on: let’s not overlook them when planning for the future.” AkfenYenilenebilir Enerji olarak doğamızdan aldığımız gücü, sürdürülebilir yarınlara taşıyoruz. Yenilenebilir Kaynaklarla, Sürdürülebilir Bir Gelecek! 2007 yılından bu yana yalnızca yenilenebilir kaynaklardan sağladığımız üretimimizle ülkemizin güçlü geleceğine yatırım yapıyoruz. Rüzgâr, güneş ve su... Türkiye'nin doğal kaynaklarından temiz enerji üretiyor, 783 MW’lık kurulu gücümüzle ülkemizin enerjisine değer katıyoruz.

EKONOMİ / Economy18 STRATEGY STRATEGY Economy / EKONOMİ 19 2026 YILININ ilk çeyreğinde yıllık bazda %2,5 büyüyen Türkiye ekonomisi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre çeyreklik bazda 2024’ün ikin- ci çeyreğinden bu yana en yavaş büyümesini kaydetti. Bu dönemde özel tüketim harcamalarının büyümeye katkısının artarak devam etmesi sıkı parasal duruşa rağmen iç talebin canlı seyrettiğine işaret ederken, sa- nayi üretimindeki daralma dikkat çekti. İkinci çeyreğe ilişkin öncü göstergeler imalat sanayiinde toparlanma sinyalleri vermekle birlikte söz konusu toparlanmanın bir kısmının firmaların belirsizliklere karşı önlem alma eğilimiyle taleplerini öne çekmelerinden kaynaklandığı değerlendiriliyor. THE TURKISH economy, which grew by 2.5% year-on-year in the first quarter of 2026, recorded its slowest quarterly growth since the second quarter of 2024, according to seasonally and calendar-adjusted data. During this period, the continued increase in the contribution of private consumption expenditures to growth indicated that domestic demand remained strong despite the tight monetary stance, while the contraction in industrial production was noteworthy. While leading indicators for the second quarter signal a recovery in manufacturing, it is assessed that part of this recovery stems from firms bringing forward their demand as a precaution against uncertainties. Piyasa ve Tüketici Hareketleri-2026 ( Son 3 ay ) • 2,6 trilyon TL tutarında 1,9 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. • Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. • İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 büyüme ile 740,4 milyar TL oldu. • Mayıs ayı itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 149,0 milyon, banka kartı sayısı 216,6 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 99,1 milyon adet oldu. • Kredi kartı adedinde yüzde 11’lik, banka kartı adedinde yüzde 2’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 3’lük düşüş yaşandı. • Toplam kart sayısı ise 464,7 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artış gösterdi. Market and Consumer Trends - 2026 (Last 3 months) • 1.9 billion card payment transactions totaling 2.6 trillion TL were processed. • Four out of every five in-store card payments were made contactless. • The amount of online card payments increased by 19 percent compared to the same period last year, reaching 740.4 billion TL. • May, the number of credit cards in Turkey reached 149.0 million, the number of debit cards reached 216.6 million, and the number of prepaid cards reached 99.1 million. • The number of credit cards increased by 11%, the number of debit cards by 2%, while the number of prepaid cards decreased by 3%. • The total number of cards reached 464.7 million, showing a 3 percent increase compared to the same period last year. TÜRKİYE EKONOMİSİ / TÜRKIYE’S ECONOMY THE IMPORTANCE OF VALUE-ADDED GROWTH IS INCREASING KATMA DEĞERLİ BÜYÜMENİN ÖNEMİ ARTIYOR Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verile- re göre çeyreklik büyüme ivme kaybederek %0,1 oldu. Nisan ayında işsizlik oranı %8,2 olurken, atıl işgücü oranı %30,1 ile yüksek seyrini sürdürdü. Türkiye eko- nomisi küresel gelişmelerden etkileniyor. Enerji mali- yetlerindeki yükseliş, üretim maliyetleri üzerinde bas- kı yaratıyor. Türkiye, yılın ilk beş ayında 111,2 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Küresel enflasyon baskıları ve yavaşlayan talep nedeniyle şirketler, yatırım karar- larında daha temkinli davranıyor. Avrupa’da değişen tüketici tercihleri, Ortadoğu’daki yatırım eğilimleri ve Afrika’daki altyapı ihtiyaçlarının yakından takip edil- mesini gerektiriyor. Yerleşik hane halklarının tüketim harcamaları, yı- lın birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 4,8 yükseldi. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2,1, gayrisafi sabit sermaye oluşumu da yüzde 3 artış kaydetti. Mal ve hizmet ihracatı, yılın birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 12,7, mal ve hizmet ithalatı ise yüzde 2 azaldı. İŞ GÜCÜ ÖDEMELERİNDE ARTIŞ İş gücü ödemeleri, söz konusu dönemde yüzde 35,9, net işletme artığı/karma gelir yüzde 34,4 artış gösterdi. İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı, geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 42,7 iken bu oran bu yılın aynı döneminde değişim gös- termedi. Net işletme artığı/karma gelirin payı da yüzde 36,3 iken ilk çeyrekte yüzde 35,8 olarak belirlendi. 2026 yılında üçüncü çeyrekte ivmelenen özel tüketimin kredi faizlerindeki gerileme ile bir miktar daha hız kazanması olası. Öte yandan, inşaat ve savunma sanayi sektörlerin güçlü kalmaya devam edecek öngörüsü hakim. Yılın tamamında yıllık reel %4,3 civarında bir büyüme ön- görülüyor. According to seasonally and calendar-adjusted data, quarterly growth slowed to 0.1%. In April, the unemployment rate was 8.2%, while the underutilized labor rate remained high at 30.1%. The Turkish economy is affected by global d

EKONOMİ / Economy20 STRATEGY Platinum is also opening up a significant niche in the jewelry sector, driving consumers towards more accessible white metal alternatives. The strengthening demand for platinum jewelry in markets such as China, India, Japan, and the US demonstrates that the metal can find support not only in the industrial sector but also on the consumer side. Palladium, on the other hand, is experiencing limited recovery because the metal is still largely dependent on the automotive industry. Concerns about the shift to electric vehicles are weakening demand. Therefore, a stronger rise in palladium prices requires either a significant recovery in automotive demand or a renewed tightening on the supply side. As geopolitical risks increase, markets are pricing in not only the possibility of war but also its impact on energy and transportation costs. Risks in the Strait of Hormuz are raising concerns about oil demand, while tensions in the Red Sea could drive up maritime transport costs. Rising oil and logistics costs increase inflationary pressure. This, in turn, strengthens expectations that the Fed may keep interest rates high for longer, thus putting pressure on precious metals. So the risk is increasing, but this time, rather than supporting gold, it is limiting the rise of metals through interest rate concerns. WEAKNESS IN EUROPEAN MARKETS, INCREASE IN ECONOMIC ACTIVITY IN THE US In May, some European markets showed signs of weakness. Production continued to decline in Germany and France, the two largest economies in the Eurozone. The decline in France was the most significant since January 2024. Production also fell again in the United Kingdom in May. These three economies account for 19 Platin için mücevher tarafında da dikkat çekici bir alan açılıyor. Tüketicileri daha ulaşılabilir beyaz metal alternatiflerine yönlendiriyor. Çin, Hindistan, Japonya ve ABD gibi pazarlarda platin takı talebinin güç kazan- ması, metalin yalnızca sanayi tarafında değil, tüketici tarafında da destek bulabileceğini gösteriyor. Paladyum tarafında toparlanma sınırlı kalıyor. Çünkü metal hâlâ büyük ölçüde otomotiv sektörüne bağlı. Elektrikli araçlara geçiş endişeleri talebi zayıflatıyor. Bu nedenle paladyumda daha güçlü bir yükseliş için oto- motiv talebinde belirgin toparlanma ya da arz tarafında yeni bir sıkışma gerekiyor. Jeopolitik riskler arttıkça piyasalar sadece savaş ih- timalini değil, bunun enerji ve taşıma maliyetlerine etkisini de fiyatlıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki risk petrol talebi endişesini artırırken, Kızıldeniz’deki gerilim de- niz taşımacılığı maliyetlerini yukarı çekebilir. Petrol ve lojistik maliyetlerinin yükselmesi enflas- yon baskısını artırır. Bu da Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendirdiği için kıymetli metaller üzerinde baskı yaratıyor. Yani risk ar- tıyor ama bu kez altını desteklemekten çok faiz endişesi üzerinden metallerin yükselişini sınırlıyor. AVRUPA PAZARLARINDA ZAYIFLIK, ABD’DE EKONOMİK AKTİVİTE ARTIŞI Mayıs ayında bazı Avrupa pazarları zayıflık belirtileri gösterdi. Euro Bölgesi’nin en büyük iki ekonomisi olan Almanya ve Fransa’da üretim azalmaya devam etti. Fran- sa’daki düşüş Ocak 2024’ten bu yana en belirgin düzeyde kaydedildi. Birleşik Krallık’ta da üretim mayıs ayında yeniden düşüşe geçti. Bu üç ekonomi, Türk imalat sa- nayi ihracatının yüzde 19’unu oluşturuyor. Romanya ve Rusya’da da üretim daralırken İtalya ve İspanya’da ise oldukça sınırlı bir büyüme gözlendi. ABD’de ekonomik AS RISKS INCREASE, TIGHTER MONETARY POLICIES ARE IN EFFECT JEOPOLİTİK riskin metaller üzerindeki etkisi ikiye bö- lünmüş durumda. Bir tarafta artan belirsizlik, teorik olarak altın ve gümüş gibi varlıklara talep yaratabilecek bir unsur. Diğer tarafta ise yükselen petrol fiyatları, Fed’in daha uzun süre şahin kalabileceği beklentisini güçlendirerek faiz getirisi olmayan metaller üzerinde baskı kuruyor. Şu anda piyasada ikinci etki daha ağır basıyor. ABD’den gelen güçlü istihdam verileri bu baskıyı daha da artırdı. Orta Doğu’daki çatışmalar petrol fiyatlarını yukarı taşıdıkça, enflasyon endişesi güçleniyor. Enflasyon beklentilerindeki bozulma ise Fed’in faiz indirme ihtimalini zayıflatıyor, hatta piyasada yıl içinde yeniden faiz artışı ihtimalinin konuşulmasına neden oluyor. Bu denklem altında altın, savaş riskine rağmen yuka- rı yönlü kalıcı ivme yakalamakta zorlanıyor. Altındaki düşüşün önemli tarafı, yalnızca satışların artması değil; alıcı iştahının da zayıflaması. GÜMÜŞTE BASKI DEVAM EDECEK Küresel büyümeye dair endişeler, sanayi tarafındaki talep beklentilerini de zayıflatıyor. Buna rağmen gümüşün fiziki tarafında sıkışıklık devam ediyor. COMEX’te açık pozisyonların kayıtlı stoklara göre yüksek kalması, teslimat dönemlerinde hassasiyeti artırıyor. Yani fiyat kısa vadede faiz ve dolar baskısıyla gerilese de, sınırlı stoklar, arz açığı, sanayi kullanımı ve özellikle solar panel talebi gü- müşte orta vadeli potansiyeli koruyor. THE IMPACT of geopolitical risk on me

EKONOMİ / Economy22 STRATEGY aktivite mayıs ayında artmaya devam etti ve mevcut genişleme süreci 40’ıncı aya ulaştı. Bununla birlikte, büyüme ılımlı düzeyde ve nisan ayına göre daha düşük oranda gerçekleşti. BAE’DE PETROL DIŞI ÜRETİMDE BÜYÜME Bölgede başlayan savaşın yol açtığı aksamaların ardın- dan, Orta Doğu’da toparlanma işaretleri devam etti. Birleşik Arap Emirlikleri’nde petrol dışı üretim son üç ayın en güçlü büyümesini kaydederken, Suudi Arabis- tan’da da genişleme hız kazandı. Mısır, Kuveyt, Lübnan ve Katar’da ise üretimdeki düşüş bir önceki anket dö- nemine göre daha ılımlı gerçekleşti. Mayıs ayında PMI verisi kapsamındaki tüm ekonomiler arasında en güçlü üretim artışı Singapur’da kaydedilirken, bu ülkeyi kü- çük bir farkla Hindistan takip etti. Ekonomik aktivitede en sert düşüş, keskin maliyet artışlarına bağlı olarak Kenya’da gerçekleşti. Ancak bu ülke Türk imalat sanayi ihracatının yalnızca yüzde 0,1’ini oluşturuyor. percent of Turkish manufacturing exports. Production also contracted in Romania and Russia, while Italy and Spain saw very limited growth. In the US, economic activity continued to increase in May, marking the 40th month of expansion. However, growth was moderate and lower than in April. NON-OIL PRODUCTION GROWTH IN THE UAE Following the disruptions caused by the war that began in the region, signs of recovery continued in the Middle East. Non-oil production in the United Arab Emirates recorded its strongest growth in three months, while expansion also accelerated in Saudi Arabia. In Egypt, Kuwait, Lebanon, and Qatar, however, the decline in production was more moderate compared to the previous survey period. Among all economies included in the PMI data for May, Singapore recorded the strongest production increase, followed closely by India. The sharpest decline in economic activity occurred in Kenya, due to sharp cost increases. However, this country accounts for only 0.1% of Turkish manufacturing exports. Zeynep Aktaş / Ekonomim / Milliyet Yatırım ve Finans Köşe Yazarı - My Economy / Milliyet Investment and Finance Columnist ‘Finansal sürdürülebilirlik dönemi’ “Küresel ticaret dinamikleri, makroekonomik dalgalanmaların arttığı dönemlerde şirketler için hem bir test alanı hem de en korunaklı sığınak haline geliyor. İç pazardaki talep seyrini dış pazarlardaki genişlemeyle dengeleyebilen, gelir yapısını döviz cinsinden çeşitlendiren şirketler, finansal sürdürülebilirlik açısından avantajlı bir kulvarda yer alıyor. Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin üç aylık döneme ait verileri, bu stratejik dönüşümün ve pazar payı arayışlarının somut bir haritasını gösterir nitelikte. Şirketlerin finansal tablolarına daha yakından bakıldığında, ihracatta iki farklı stratejinin izlendiği görülüyor: İlki, milyar liralık ölçeklerle toplam satış hacmini sırtlayan büyük firmalar; ikincisi ise iç pazarı neredeyse tamamen devre dışı bırakarak kapasitesini yurt dışına ayıran yüksek oranlı şirketler.” -------------------- ‘The era of financial sustainability’ “Global trade dynamics become both a testing ground and the safest refuge for companies during periods of increased macroeconomic fluctuations. Companies that can balance domestic demand with expansion in foreign markets and diversify their revenue structure in foreign currency are in an advantageous position in terms of financial sustainability. The quarterly data of companies traded on the Istanbul Stock Exchange provide a concrete map of this strategic transformation and market share pursuit. A closer look at the companies’ financial statements reveals two different export strategies: the first is carried by large firms with total sales volumes in the billions of liras; the second is by companies with a high percentage of capacity allocated to foreign markets, almost completely bypassing the domestic market.” Kevin Warsh / Fed Başkanı - Fed Chairman “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağına dair işaretler global enerji tedariğine yönelik en önemli tehditleri ortadan kaldırdı ancak yaklaşık dört ay süren savaşın zararlarını ortadan kaldırmak aylar sürecek. Gıda tedarik zincirlerinden son tüketicilere yansıyan normal enerji ve suni gübre fiyatlarına dönülmesi aylar sürebilir. Brent varil fiyat tahminini 2026 sonu için ortalama 80 dolar ve 2027 yılı için de 75 dolar olacaktır. Yüksek enerji fiyatları ve tedarikteki bozulmaların gıda ve enerji sektörlerini normale çevirmesi daha uzun sürecek. Hürmüz Boğazı’ndan geçmek için girişe yığılan tankerler de deniz trafiğinin tamamen normal dönmesini geciktirebilir. Tedarik zincirindeki aksamalar suni gübre fiyatlarında da bu yıl yüzde 38’e varan oranlarda artışa yol açabilir. Avrupa ise, doğal gaz depolama seviyeleri çok düşük olduğundan özellikle olumsuz etkilenebilir; ABD’nin sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat fiyatları arttığından Avrupa’da ve Japonya’da enflasyonda daha fazla artış olabilir. Avrupa Merkez Bankası geçen hafta faiz oranlarını artırarak, üç yılda ilk kez sıkılaşmaya gitti.” -----------------

KÖŞE / Column STRATEGY Değişen Koşullar Değişen Yaklaşımlar Changing Conditions, Changing Approaches “ZAMAN DEĞIŞIR, insanlar değişir, anlayışlar ve algılar değişir. Bu nedenle sosyal bilimlerdeki teoriler, tezler ve yaklaşımlar değişen koşullara uyum sağlayamazsa toplumsal gerçekliği açıklamaktan uzak kalır. Son krizde altın ve gümüş fiyatları niçin düştü? Son yıllara gelinceye kadar dünyanın herhangi bir yerinde savaş, büyük bir doğal afet ya da piyasa krizi çıktığında insanlar varlıklarını korumak için altın ve benzeri değerli metallere yönelir, tasarruflarını bu araçlarda değerlendirirdi. Olumsuz koşullar ortadan kalktığında ise yavaş yavaş yeniden finansal yatırımlara dönerlerdi. ABD-İran çatışması başlayınca altın ve gümüş fiyatlarının artması beklenirken tam tersi oldu ve değerli metal fiyatları düşüşe geçti. Bunun iki temel nedeni var: Birincisi, savaşın en önemli ekonomik etkisinin petrol ve diğer enerji fiyatlarındaki artış olacağı düşünüldü. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artıracağı beklentisi doğdu. Bunun sonucunda faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler tersine döndü. Tahvil faizlerinin yükseleceğini bekleyen yatırımcılar altın ve gümüş gibi değerli metalleri satarak tahvillere yöneldiler. Bu satışlarda altın ve diğer değerli metallerin fiyatlarının son iki yılda neredeyse bir balon oluşturacak ölçüde hızlı yükselmiş olmasının da etkisi vardı. Yatırımcılar bu yükselişin bir noktada düzeltmeye uğrayacağını biliyorlardı. Bu endişe de satışları hızlandırdı. Altın ve diğer değerli metallerdeki satışlar fiyatların düşmesine yol açtı. İkincisi, savaşla birlikte birçok ülkede finansal yatırımı bulunan yatırımcılar, varlıklarını dolara çevirerek kendi ülkelerine dönmek istediler. Böylece ciddi bir dolar talebi ortaya çıktı. Merkez bankaları da bu talebi karşılayabilmek için altın satmak zorunda kaldılar. Bu durum piyasada altın arzını artırdı ve fiyatların düşmesine neden oldu. “TIME CHANGES, people change, understandings and perceptions change. Therefore, if theories, theses, and approaches in social sciences cannot adapt to changing conditions, they will remain far from explaining social reality. Why did gold and silver prices fall in the last crisis? Until recent years, whenever a war, a major natural disaster, or a market crisis occurred anywhere in the world, people would turn to gold and similar precious metals to protect their assets, investing their savings in these instruments. When the negative conditions disappeared, they would gradually return to financial investments. While it was expected that gold and silver prices would rise when the US-Iran conflict began, the opposite happened, and precious metal prices fell. There are two main reasons for this: Firstly, it was thought that the most important economic effect of the war would be the increase in oil and other energy prices. The expectation arose that the rise in energy prices would increase inflation. As a result, expectations that interest rates would fall were reversed. Bond interest rates Investors expecting a rise in prices sold precious metals like gold and silver and turned to bonds. This selling was also influenced by the fact that the prices of gold and other precious metals had risen so rapidly in the last two years that they had almost created a bubble. Investors knew that this rise would eventually be corrected. This concern accelerated the selling. The sell-off in gold and other precious metals led to a drop in prices. Elbette her kriz piyasalar ve enflasyon üzerinde ABD–İran çatışması kadar etkili olmaz. Dolayısıyla ileride yaşanabilecek her krizde mutlaka altından kaçış yaşanacağını söylemek de doğru değildir. IRRASYONEL DAVRANIŞLAR YAYGINLAŞIYOR İrrasyonel davranışlar eskiden daha çok, iktidarda uzun süre kalabilmek amacıyla oy peşinde koşan gelişmekte olan ülkelerdeki siyasi iktidarların başvurduğu yöntemlerdi. Günümüzde ise bu irrasyonel kalıpların dünya geneline yayıldığı görülüyor. Medyada, ABD’nin İran’a geri adım attırmak amacıyla giriştiği savaşta yaklaşık 75 milyar dolar harcadığı yazıldı. Ayrıca İran’ın uğradığı kayıpların giderilmesi ve ülkenin yeniden ayağa kaldırılması amacıyla 300 milyar dolarlık bir fon oluşturulmasının gündemde olduğu, bu fonun önemli bir bölümünün Körfez ülkelerinden sağlanmasının planlandığı da öne sürülüyor. Oysa Hürmüz Boğazı açıkken ve enerji akışı devam ederken sistem işliyordu. ABD, ciddi maliyetler doğuran bir savaşa girdi. Sonuçta savaş öncesindeki duruma dönülebilmesi için yaklaşık 375 milyar dolarlık bir maliyet ortaya çıkmış oldu. Üstelik bu rakama İran’ın, İsrail’in ve Körfez ülkelerinin katlandığı maliyetler dâhil değildir. Böylesine bir irrasyonellik cezasız kaldığı sürece rasyonel davranışların değeri yeterince anlaşılamaz. PIYASA ESNEKLIĞI Eskiden Rusya–Ukrayna ya da ABD–İran savaşı gibi büyük çatışmalar yaşandığında piyasalar sert biçimde düşer ve uzun süre toparlanamazdı. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve finansal kaynakların dünyanın bir ucundan diğe

HABER / News26 STRATEGY Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu / Spor Ekonomisi Yazarı - Sports Economics Writer FIFA Dünya Kupası'nın Ekonomisi Montevideo 1930'dan Kuzey Amerika 2026'ya kadar FIFA Dünya Kupası, mütevazı bir uluslararası futbol turnuvasından küresel sporun en güçlü ekonomik platformlarından birine dönüştü. 2026 için FIFA, 48 katılımcı takım için 655 milyon USD ödül parası ve her takım için 1,5 milyon USD hazırlık desteği dahil olmak üzere rekor 727 milyon USD mali katkıyı onayladı. Kurumsal düzeyde, FIFA'nın 2023–2026 döngüsü için revize edilmiş gelir bütçesi 13 milyar USD hedefliyor ve bu da Dünya Kupası'nın küresel futbolun merkezi ekonomik motoru rolünü vurguluyor. Temel Çıkarım: FIFA Dünya Kupası artık sadece bir futbol turnuva değil. Spor, medya, turizm, altyapı, sponsorluk, teknoloji ve yumuşak gücü birbirine bağlayan küresel bir ekonomik ekosistemdir.” -------------------- The Economics of the FIFA World Cup From Montevideo 1930 to North America 2026, the FIFA World Cup has transformed from a humble international football tournament into one of the most powerful economic platforms in global sport. For 2026, FIFA has approved a record financial contribution of USD 727 million, including USD 655 million in prize money for the 48 participating teams and USD 1.5 million in preparation support per team. At the corporate level, FIFA’s revised revenue budget for the 2023–2026 cycle targets USD 13 billion, highlighting the World Cup’s role as a central economic engine of global football. Key takeaway: The FIFA World Cup is no longer just a football tournament. It is a global economic ecosystem connecting sport, media, tourism, infrastructure, sponsorship, technology and soft power.” WORLD CUP AND ITS ECONOMY STRATEGY News / HABER 27 DÜNYANIN en büyük dört finans ve danışmanlık şirketinden biri olan KPMG, yayınladığı makroekonomik raporlar ve spor endüstrisi analizleriyle bu devasa ekonominin kurum- sal röntgenini çekiyor. Günümüz küresel pazarında turnuva, sadece 90 dakikalık futbol maçlarından ibaret değil; ülkele- rin büyüme stratejilerini, uluslararası vergi hukukunu ve milyar dolarlık yatırım kararlarını şekillendiren çok boyutlu bir endüstri. 2026 KUZEY AMERIKA DÖNÜMÜ VE REKOR PROJEKSIYONLAR Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ortak- laşa ev sahipliği yaptığı 2026 FIFA Dünya Kupası, futbol tarihinin ekonomik olarak en büyük kırılma noktasını temsil ediyor. KPMG ve FIFA’nın güncel finansal projeksiyonları- na göre, bu turnuva dönemi için hedeflenen gelir 8,4 ile 10 milyar dolar arasında değişiyor. Bu rekor büyümenin arkasında köklü bir format değişikli- ği yatıyor. Takım sayısının ilk kez 48’e çıkarılması ve toplam maç sayısının 104’e yükselmesi, endüstrinin tüm kalemlerini katladı. Yapılan makroekonomik etki analizleri, 2026 turnu- vasının küresel gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYİH) yaklaşık 41 milyar dolarlık bir katma değer sağlayacağını öngörüyor. Bu pastadan en büyük payı alan ABD ekonomisine ise doğrudan 17,2 milyar dolarlık bir sermaye girişi bekleniyor. KPMG, one of the world’s four largest financial and consulting firms, provides a corporate x-ray of this massive economy through its macroeconomic reports and sports industry analyses. In today’s global market, a tournament is more than just a 90-minute football match; it’s a multi-dimensional industry that shapes national growth strategies, international tax law, and billion-dollar investment decisions. 2026 NORTH AMERICAN TURNING POINT AND RECORD PROJECTIONS The 2026 FIFA World Cup, co-hosted by the United States, Canada, and Mexico, represents the biggest economic turning point in football history. According to current financial projections from KPMG and FIFA, the targeted revenue for this tournament period ranges from $8.4 billion to $10 billion . Behind this record growth lies a radical format change. The increase in the number of teams to 48 for the first time and the total number of matches to 104 has multiplied all aspects of the industry. Macroeconomic impact analyses predict that the 2026 tournament will add approximately $41 billion to global gross domestic product (GDP) . The largest share of this pie, the US economy, is expected to receive a direct capital inflow of $17.2 billion. Dünya Kupası, milyarlarca insanı ekran başına kilitleyen bir spor şöleni olmanın çok ötesine geçerek, 80 milyar doları aşan devasa bir ekonomik ekosisteme dönüştü. The World Cup has transcended being merely a sporting spectacle captivating billions of viewers, transforming into a massive economic ecosystem exceeding $80 billion. DÜNYA KUPASI VE EKONOMİSİ FINANSAL SACAYAĞI: KPMG PERSPEKTIFINDEN GELIR DAĞILIMI KPMG’nin spor sektörü liderleri ve ekonomistleri, turnu- va ekonomisinin sürdürülebilirliğini üç temel gelir kalemi üzerinden inceliyor. YAYIN HAKLARI VE KÜRESEL MEDYA KPMG uzmanlarına göre, futbolun Kuzey Amerika pa- zarında ve Asya-Pasifik genelinde hızla yayılması, yayın hakları ücretlerini tarihi bir zirveye taşıdı. Medya şirk

HABER / News28 STRATEGY logistics, entertainment, and service sectors in host countries. KPMG’s stadium development and infrastructure guidelines contain a vital caveat regarding the return on investment for the billions of dollars of public funds spent: sustainability. “White Elephant” syndrome , a common problem in past tournaments where costly stadiums are left idle after the event, the 2026 plan aims to maximize existing infrastructure. KPMG analysts emphasize that for sustainable economic growth, sports investments must be maintained after the tournaments as multi-purpose event venues and sports tourism centers. THE OTHER SIDE OF THE COIN In conclusion, as KPMG analyses have shown, the World Cup is a massive industry that intertwines global finance, local development, and international law. However, this economic scale also brings with it a serious financial polarization. The fact that the costs and infrastructure burden of the tournament are largely borne by the local governments (public sector) of the host countries, while the majority of the commercial profits (broadcasting and sponsorship) flow to FIFA and global giants, is the biggest structural distortion criticized by sports economists. While the new 48-team world order has driven revenue from football to record levels , it continues to deepen the financial divide in the industry. In the future, the success of these organizations will be measured not only by the billions of dollars in revenue generated, but also by how fairly and sustainably that revenue is distributed. ve kalıcı istihdam yaratıyor. KPMG’nin stadyum geliştirme ve altyapı kılavuzları, harcanan milyarlarca dolarlık kamu kaynağının geri dönüşü için hayati bir uyarı barındırıyor. Sürdürülebilirlik. Geçmiş turnuvalarda sıkça görülen ve turnuva sonrası atıl kalan maliyetli stadyumları ifade eden “Beyaz Fil” (White Elephant) sendromundan kaçınmak için 2026 modelin- de mevcut altyapıların maksimize edilmesi hedeflenmiş. KPMG analistleri, kalıcı ekonomik büyüme için spor yatı- rımlarının turnuva sonrasında da çok amaçlı etkinlik alan- ları ve spor turizmi merkezleri olarak yaşatılması gerektiğini vurguluyor. MADALYONUN ÖTEKI YÜZÜ Sonuç olarak Dünya Kupası, KPMG analizlerinin de ortaya koyduğu üzere, küresel finansı, yerel kalkınmayı ve ulus- lararası hukuku aynı potada eriten devasa bir endüstri. Ancak bu ekonomik büyüklük, beraberinde ciddi bir fi- nansal kutuplaşmayı da getiriyor. Turnuva maliyetlerinin ve altyapı yükünün büyük oranda ev sahibi ülkelerin yerel yönetimlerine (kamuya) yüklenmesi, buna karşılık elde edilen ticari kârın (yayın ve sponsorluk) büyük kısmının FIFA ve küresel devlere akması, spor ekonomistleri tara- fından eleştirilen en büyük yapısal çarpıklık. 48 takımlı yeni dünya düzeni, futbol pastasından elde edilen geliri rekor seviyeye çıkarsa da, endüstrideki finansal uçurumu derinleştirmeye devam ediyor. Gelecekte bu organizas- yonların başarısı, sadece üretilen milyar dolarlık ciroyla değil, bu cironun tabana ne kadar adil ve sürdürülebilir yayıldığıyla ölçülecek. Rakamlarla Dünya Kupası-2026 Toplam Takım Sayısı: 32'den 48'e yükseltildi (Tarihin en geniş formatı). Toplam Maç Sayısı: 104 maç (Yayın, sponsorluk ve reklam gelirlerinde rekor artış). Beklenen Toplam Gelir: 8,4 milyar dolar. Ev Sahipleri: ABD, Kanada ve Meksika ortaklığı (16 farklı şehirde bölgesel ekonomik genişleme). Ekonomik Etki: Ülkelerin enflasyon oranlarını ve borsa endekslerini doğrudan etkileyen dev bir makroekonomik simülasyon. Toplam Gelir Rekoru: En çok gelir yaratan ilk 20 kulübün toplam kazancı 12.4 Milyar Avro seviyesine ulaşarak bir önceki yıla göre %11 büyüdü. Finansal Lider: Real Madrid, yaklaşık 1.2 Milyar Avro gelir üreterek dünya futbolunun zirvesindeki yerini korudu. Kulübün sadece ticari ortaklık ve mağazacılık geliri (594 Milyon Avro), tek başına dünyadaki birçok kulübün toplam gelirinden fazla. Gelir Dağılımı Dengesi: Kulüp kazançlarının ana motorunu 5.3 Milyar Avro ile ticari gelirler (sponsorluk, reklam) oluştururken; yayın hakları 4.7 Milyar Avro, maç günü bilet gelirleri ise 2.4 Milyar Avro olarak gerçekleşti. Yapay Zeka Entegrasyonu: Kulüplerin ve turnuva organizasyonlarının %90'a yakını, biletleme operasyonları, lojistik, maç içi performans analizi ve içerik üretim süreçlerinde yapay zeka ajanlarını devreye soktu. KAYNAK: Deloitte Football Money League raporu World Cup 2026 in Numbers Total number of teams: Increased from 32 to 48 (the largest format in history). Total Number of Matches: 104 matches (Record increase in broadcasting, sponsorship and advertising revenue). Expected total revenue: $8.4 billion. Host countries: Partnership of the USA, Canada, and Mexico (regional economic expansion across 16 different cities). Economic Impact: A massive macroeconomic simulation that directly impacts countries' inflation rates and stock market indices. Record Total Revenue: The combined earnings of the top 20 clubs reached €12.4 billion, representing an 11% increase compared to th

HABER / News30 STRATEGY FIFA WORLD CUP EXCITEMENT TO BE EXPERIENCED AT QNB TERMINAL KADIKÖY PLATFORM STRATEGY News / HABER 31 KING FC World Cup Fan Zone, 11 Haziran-19 Tem- muz tarihleri arasında QNB Terminal Kadıköy Plat- form’da futbolseverleri bir araya getirecek. FIFA Dünya Kupası maçları dev ekranlarda takip edilir- ken, DJ performanslarından söyleşilere, Playstation turnuvalarından forma kişiselleştirme etkinliklerine kadar birçok deneyim ziyaretçilere festival atmosferi sunacak. Futbolun en büyük organizasyonu olan FIFA Dünya Kupası’nın heyecanı, bu yaz İstanbul’un yeni buluşma noktalarından QNB Terminal Kadı- köy Platform’da yaşanacak. King markasının resmi sponsorluğunda hayata geçirilen “King FC World Cup Fan Zone”, 11 Haziran-19 Temmuz tarihleri arasında futbol tutkunlarını aynı heyecan etrafında buluşturacak. Söğütlüçeşme’nin merkezindeki konumuyla her gün milyonlarca insanın geçtiği ulaşım akslarının kesişim noktasında yer alan QNB Terminal Kadı- köy Platform’da, Dünya Kupası boyunca yalnızca maçların izlendiği bir alan değil, futbol kültürünün farklı deneyimlerle buluştuğu bir yaşam alanına dö- nüşecek. Turnuva süresince FIFA Dünya Kupası karşılaş- maları dev ekranlarda yayınlanırken, ziyaretçiler DJ performansları, spor söyleşileri, Playstation tur- nuvaları, forma kişiselleştirme deneyimleri, pop-up mağazalar ve çeşitli sürpriz etkinliklerle Dünya Ku- pası coşkusunu birlikte yaşayacak. Organizasyonun ilk gününde DJ performansı ve spor dünyasının tanınmış isimlerinin katılacağı söyleşiler futbolseverlerle buluşurken, takip eden haftalarda farklı içeriklerle fan zone deneyimi zen- ginleşmeye devam edecek. Turnuva boyunca dü- zenlenecek etkinlikler, futbolun birleştirici gücünü eğlence, müzik ve sosyal yaşamla bir araya getirecek. QNB Terminal Kadıköy Platform’da, gastronomi- den kültür-sanata, açık hava etkinliklerinden spor yayınlarına kadar uzanan deneyim odaklı yaklaşı- mını Dünya Kupası heyecanıyla birleştirerek, yaz boyunca İstanbul’un en canlı buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. 11 Haziran’da kapılarını açacak King FC World Cup Fan Zone, final maçının oynanacağı 19 Temmuz’a kadar futbol tutkunlarını aynı tribünde buluşturarak Dünya Kupası coşkusunu Kadıköy’den tüm şehre taşıyacak. THE KING FC World Cup Fan Zone will bring football fans together at QNB Terminal Kadıköy Platform between June 11th and July 19th. While FIFA World Cup matches will be shown on giant screens, visitors will enjoy a festival atmosphere with many experiences ranging from DJ performances and talks to Playstation tournaments and jersey personalization events. The excitement of the FIFA World Cup, the biggest football event, will be experienced this summer at QNB Terminal Kadıköy Platform, one of Istanbul’s new meeting points. The “King FC World Cup Fan Zone,” officially sponsored by the King brand, will bring football enthusiasts together around the same excitement between June 11th and July 19th. Located in the heart of Söğütlüçeşme, at the intersection of transportation routes used by millions of people every day, QNB Terminal Kadıköy Platform will transform into a living space where football culture meets different experiences, not just a place to watch matches during the World Cup. Throughout the tournament, FIFA World Cup matches will be broadcast on giant screens, while visitors will experience the excitement of the World Cup together with DJ performances, sports talks, Playstation tournaments, jersey personalization experiences, pop-up shops, and various surprise events. On the first day of the event, DJ performances and talks with well-known figures from the world of sports will bring football fans together, and in the following weeks, the fan zone experience will continue to be enriched with different content. The events organized throughout the tournament will bring together the unifying power of football with entertainment, music, and social life. QNB Terminal Kadıköy Platform, combining its experience- oriented approach ranging from gastronomy to culture and art, from outdoor events to sports broadcasts, with the excitement of the World Cup, is preparing to become one of Istanbul’s most vibrant meeting points throughout the summer. Opening its doors on June 11th, the King FC World Cup Fan Zone will bring football enthusiasts together in the same stands until the final match on July 19th, carrying the World Cup excitement from Kadıköy to the whole city. FIFA DÜNYA KUPASI HEYECANI QNB TERMINAL KADIKÖY PLATFORM’DA YAŞANACAK STRATEGY

QNB TERMINAL KADIKÖY BÜNYESINDE YER ALAN 7DE7’DE EV YEMEKLERI DÖNEMI BAŞLADI HABER / News32 STRATEGY 7DE7, LOCATED WITHIN QNB TERMINAL KADIKÖY, HAS STARTED SERVING HOME-STYLE MEALS STRATEGY News / HABER 33 QNB TERMINAL Kadıköy içerisinde konumlanan 7DE7; farklı mutfak kültürlerini bir araya getiren dinamik yapısı ve Mutfak Sanatları Akademisi iş birliğiyle şekillenen mutfak yaklaşı- mıyla, gastronomiyi deneyim odaklı bir alana dönüştürmeye devam ediyor. QNB Terminal Kadıköy’ün bünyesinde yer alan İstanbul’un yeni gastronomi buluşma noktalarından 7DE7, sokak lezzetlerini şeflerin yorumuyla sunan mutfaklarına bir yenisini daha ekledi. Terminal Kadıköy’de yer alan 7DE7, çok lezzetli ev yemeklerinin sunulduğu “Sulu Yemek-Çok Lezzetli Ev Yemekleri” konseptiyle Türk mutfağının sevilen ev yemeklerini, mevsiminde seçilen ürünler ve günlük üretim anlayışıyla misafirleriyle buluşturmaya başladı. 24 farklı mutfağıyla klasik bir yeme-içme alanından çok, farklı lezzetlerin bir araya geldiği yaşayan bir gastronomi deneyimi sunan 7DE7, şimdi de ev yemeklerini kendi yo- rumuyla menüsüne taşıyor. Her gün değişen menüler saye- sinde misafirler, geleneksel tatları taze ve özenli bir sunumla deneyimleme imkânı buluyor. Mercimek çorbasından kuru fasulyeye, karnıyarıktan patlıcan musakkaya, İzmir köf- teden dana tas kebabına, tavuklu keşkekten sebzeli tavuk yemeklerine uzanan geniş seçki; pilavlar, zeytinyağlılar, mezeler ve geleneksel tatlılarla tamamlanıyor. Menüde yer alan yemekler, günlük olarak hazırlanan haftalık programlar doğrultusunda farklı kombinasyonlarla sunuluyor. ŞEF MUTFAĞINDAN EV SOFRASINA 7DE7’nin diğer mutfaklarında olduğu gibi Sulu Yemek konseptinin merkezinde de iyi ürün, mevsimsellik ve şef yaklaşımı yer alıyor. Günlük üretim anlayışıyla hazırlanan yemeklerde, mevsiminde temin edilen kaliteli malzemeler kullanılırken, geleneksel tarifler de şeflerin dokunuşuyla yeniden yorumlanıyor. Her gün yenilenen menüler sayesinde misafirler, her zi- yaretlerinde farklı tatlarla karşılaşırken; mercimek çorba- sından tandır çorbasına, kuru fasulyeden nohut yemeğine, karnıyarıktan patlıcan musakkaya kadar Türk mutfağının hafızasında yer eden lezzetler günlük olarak hazırlanıyor. Böylece ev yemeği kültürü, modern şehir yaşamının tem- posuna uygun bir şekilde yeniden sofralara taşınıyor. Şehir hayatının hızlı akışı içinde ev yemeği özlemi duyan- lar için nitelikli bir alternatif sunan Sulu Yemek, 7DE7’nin sokak lezzetlerinden dünya mutfaklarına uzanan çeşitli- liğini, Türk mutfağının zamansız tarifleriyle tamamlıyor. HER GÜN FARKLI, HER GÜN TAZE 7DE7’nin yeni konsepti yalnızca geleneksel tarifleri sun- mayı değil, aynı zamanda mevsimsel ürünlerin öne çıktığı, günlük hazırlanan reçetelerle yaşayan bir mutfak kültürü oluşturmayı hedefliyor. Haftalık programlar kapsamında her gün farklı yemeklerin servis edildiği Sulu Yemek kon- septi, misafirlerine her ziyaretlerinde yeni bir deneyim ya- şatıyor. Şeflerin elinden çıkan, mevsiminde seçilen ürünler- le hazırlanan ve günlük olarak pişirilen yemekleriyle 7DE7, ev sıcaklığını ve geleneksel lezzetleri çağdaş bir gastronomi anlayışıyla buluşturmaya devam ediyor. LOCATED WITHIN QNB Terminal Kadıköy, 7DE7 continues to transform gastronomy into an experience-oriented space with its dynamic structure that brings together different culinary cultures and its culinary approach shaped in collaboration with the Culinary Arts Academy. 7DE7, one of Istanbul’s new gastronomic meeting points located within QNB Terminal Kadıköy, has added another kitchen to its offerings, presenting street food interpreted by chefs. Located in Terminal Kadıköy, 7DE7 has begun offering its guests a “Soupy Dishes - Very Delicious Home-Style Meals” concept, featuring beloved home- cooked meals from Turkish cuisine, prepared with seasonal ingredients and a daily production approach. More than just a classic dining establishment, 7DE7 offers a vibrant gastronomic experience where diverse flavors come together, with 24 different cuisines. Now, it brings its own unique interpretation of home-style cooking to its menu. Thanks to daily changing menus, guests have the opportunity to experience traditional tastes presented fresh and with care. The wide selection, ranging from lentil soup to dried bean stew, stuffed eggplant to eggplant moussaka, İzmir meatballs to beef stew, chicken keşkek to vegetable chicken dishes, is complemented by rice dishes, olive oil-based appetizers, mezes, and traditional desserts. The dishes on the menu are presented in different combinations according to the weekly programs prepared daily. FROM THE CHEF’S KITCHEN TO THE HOME TABLE As with other kitchens at 7DE7, the Stew concept is centered around good ingredients, seasonality, and the chef’s unique approach. Prepared with a daily production philosophy, the dishes utilize high-quality, seasonally sourced ingredients, while traditional recipes are reinterpreted with the chefs’ special touch. Thanks to menus that are updated daily, guests encount

KÖŞE / Column STRATEGY Yeşil Sahada Görünmeyen Sömürü: Futbolun Finansallaşması ve Oyuncu Emeği Endüstriyel futbol, günümüzde sadece sporcuların yeteneklerinin sergilendiği bir oyun değil; futbolcuların adeta birer “finansal varlık” (asset) olarak alınıp satıldığı, milyar dolarlık bir türev pazarı haline gelmiştir. Industrial football today is no longer just a game where athletes showcase their skills; it has become a billion-dollar derivatives market where footballers are bought and sold as “financial assets.” The Invisible Exploitation on the Green Field: The Financialization of Football and Player Labor “İLK BAKIŞTA milyonlarca avro kazanan elit futbolcuların varlığı bu sistemde bir sömürü olmadığını düşündürse de, madalyonun öteki yüzü çok daha derin bir yapısal adaletsizliği barındırmaktadır. Futbolun finansallaşması; kulüplerin, liglerin ve hatta oyuncuların geleneksel spor kuralları yerine, modern finans piyasalarının kurallarına göre yönetilmesidir. Oyuncuların Menkulleştirilmesi: Futbolcular artık sadece sahaya çıkan sporcular değildir. Onlar, kulüplerin bilançolarında (aktfisinde) taşınan, amortismana (değer kaybına) tabi tutulan ve gelecekteki olası satış gelirleri üzerinden borçlanma aracı olarak kullanılan finansal varlıklardır. Fonların Egemenliği: Özel sermaye fonları (Private Equity) ve risk sermayeleri, futbol kulüplerinin ve yayın haklarının hisselerini satın almaktadır. Bu fonların tek bir amacı vardır: Kısa vadede kârı maksimuma çıkarıp sistemden çıkmak. Kredi ve Borç Sarmalı: Kulüpler, henüz kazanmadıkları gelecekteki turnuva veya yayın gelirlerini bankalara teminat göstererek devasa borçların altına girmektedir. Bu borç sarmalının faturası ise doğrudan sahadaki “emeğe” kesilmektedir. AŞIRI MAÇ YÜKÜ VE FİZİKSEL SÖMÜRÜ 2026 Dünya Kupası’nın 48 takıma çıkarılması ve UEFA’nın yeni şampiyonlar ligi formatı, elit oyuncuları adeta birer “makineye” dönüştürmüştür. Bir futbolcu artık yılda 70-80 maça çıkmaktadır. Oyuncunun fiziksel emeğinin ve sağlığının, daha fazla canlı yayın içeriği üretmek adına acımasızca sömürülmesidir. Oyuncular sakatlanmakta, kariyer süreleri kısalmakta ancak sistem yeni “ürünler” üretmeye devam etmektedir. Televizyonda gördüğümüz ultra zengin futbolcular birer istisnadır. Küresel futbol iş gücünün (özellikle alt liglerde, Afrika, Güney Amerika ve Asya’da) ezici çoğunluğu güvencesizdir. Maaşlarını alamayan, sakatlandığında kulüp tarafından kapı dışarı edilen ve sendikal hakları bulunmayan yüz binlerce futbolcu, endüstrinin çarkları arasında ezilmektedir. Kulüpler batarken faturayı her zaman maaşı ödenmeyen emekçiler öder. Özellikle Afrika ve Güney Amerika’dan “genç yetenek avcılığı” adı altında küçük yaşta Avrupa’ya getirilen çocuklar, sistemin en kırılgan halkasıdır. Başarılı olamayan binlerce genç, yabancı bir ülkede kaderine terk edilmektedir.” “AT FIRST GLANCE, the existence of elite footballers earning millions of euros might suggest that there is no exploitation in this system, but the other side of the coin harbors a much deeper structural injustice. The financialization of football means that clubs, leagues, and even players are governed by the rules of modern financial markets instead of traditional sports rules. Securitization of Players: Footballers are no longer just athletes who take to the field. They are financial assets carried on the balance sheets (assets) of clubs, subject to depreciation, and used as debt instruments based on potential future sales revenues. Dominance of Funds: Private equity funds and venture capital firms buy shares in football clubs and broadcasting rights. These funds have only one goal: to maximize profits in the short term and exit the system. Credit and Debt Spiral: Clubs take on enormous debts by pledging future tournament or broadcasting revenues they haven’t yet earned to banks. The cost of this debt spiral is directly borne by the “labor” on the field. is being cut off. EXCESSIVE MATCH LOAD AND PHYSICAL EXPLOITATION The expansion of the 2026 World Cup to 48 teams and UEFA’s new Champions League format have transformed elite players into virtual “machines.” A footballer now plays 70-80 matches a year. The physical labor and health of the player are ruthlessly exploited in order to produce more live broadcast content. Players get injured, their careers are shortened, but the system continues to produce new “products.” The ultra-rich footballers we see on television are an exception. The overwhelming majority of the global football workforce (especially in lower leagues, Africa, South America, and Asia) is precarious. Hundreds of thousands of footballers, who don’t receive their salaries, are kicked out by clubs when injured, and lack union rights, are crushed in the gears of the industry. When clubs go bankrupt, the bill is always paid by the workers who are not paid. Children brought to Europe at a young age under the guise of “young talent scouting,” especially from Africa and South America, are the most vulnerable link in

HABER / News42 STRATEGY THE TURKISH GAMING MARKET WILL BECOME A MAJOR INDUSTRY PRODUCING CONTENT ON A GLOBAL SCALE BY 2026 AND BEYOND STRATEGY News / HABER 43 TÜRKIYE, son on yılda dijital dönüşümün ve teknoloji yatırımlarının odak noktası haline geldi. Bu dönüşümün en dinamik ve ekonomik getirisi en yüksek olan ayağını ise dijital oyun sektörü oluşturuyor. Genç nüfusu, yüksek internet penetrasyonu (yayılımı) ve küresel başarı yaka- layan yerli oyun stüdyoları sayesinde Türkiye, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinin en büyük oyun geliştirme üslerinden biri konumuna yükseldi. Türkiye oyun sektörü, yerel ekonomik dalgalanma- lara rağmen büyüme hızını kesintisiz sürdüren nadir alanlardan biri. İç pazar büyüklüğü, 2025 yılı sonu itibarıyla 1 milyar 10 milyon dolar seviyesine ulaşarak tarihi bir eşiği geride bıraktı. Mevcut büyüme trendi ve dijital harcama alışkanlık- larının artmasıyla, iç pazar hacminin 2026 yılı sonun- da 2 milyar dolar sınırını aşması öngörülüyor. Türkiye’de üretilen oyunların asıl ekonomik katma değeri yurt dışı satışlarından geliyor. Yerli stüdyoların küresel pazarlardan elde ettiği teknoloji ihracatı geliri yıllık 3,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, oyun sektörünü Türkiye’nin en büyük yazılım ve tek- noloji ihracatçısı konumuna getiriyor. Pazarın büyü- mesindeki en büyük itici güç, dijital dünyaya entegre olmuş geniş ve genç nüfustur. Türkiye, dijital tüketim alışkanlıklarında dünya ortalamalarının üzerinde yer alıyor. Türkiye’deki internet kullanıcı sayısı 77 milyon kişiye yaklaşmış, halkın genel internet kullanım oranı ise %90,9 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Bu internet kullanıcı kitlesi içerisindeki aktif dijital oyuncu sayısı 50 milyona yaklaştı. Bu veri, ülke nüfu- sunun yarısından fazlasının bir şekilde dijital oyun- larla etkileşimde olduğunu gösteriyor. Oyuncuların en yoğun olduğu ve oyun içi satın alım potansiyeli en yüksek olan yaş grubu 18-34 arası genç yetişkinler. Bu kitle, esnek harcama eğilimleriyle pazarın finansal sürdürülebilirliğini sağlıyor. 2026 ve sonrasındaki dö- nemde de Türkiye oyun pazarının omurgasını mobil platformlar oluşturmaya devam edecek. Ancak gelir modellerinde yapısal değişiklikler gözlemleniyor. OYUN GELIŞTIRMEK HOBI DEĞIL, KURUMSAL BIR SEKTÖRE DÖNÜŞTÜ Toplam pazar gelirlerinin %60’tan fazlası akıllı te- lefon ve tabletler üzerinden oynanan mobil oyun- lardan elde ediliyor. Türkiye, kişi başına mobil oyun oynama süresinde Avrupa’da ilk sıralarda yer alıyor. Geçmiş yıllarda reklam gelirlerine (Ad Monetization) dayanan ekosistem, 2026 ve sonrasında yerini oyun içi mikro ödemelere (In-App Purchase), aylık abo- nelik sistemlerine ve sezon biletlerine (Battle Pass) bırakıyor. Oyuncuların doğrudan dijital cüzdanlar ve operatör faturalandırmalarıyla yaptığı harcama- lar, pazarın net nakit akışını büyütüyor. Peak Games, Dream Games ve Rollic gibi milyar dolarlık (Unicorn) şirketlerin küresel ölçekte yakaladığı başarılar, Tür- TURKEY HAS become a focal point for digital transformation and technology investments over the last decade. The most dynamic and economically rewarding aspect of this transformation is the digital gaming sector. Thanks to its young population, high internet penetration, and globally successful local game studios, Turkey has risen to become one of the largest game development hubs in the EMEA (Europe, Middle East, and Africa) region. The Turkish gaming industry is one of the rare sectors that has maintained its growth rate uninterrupted despite local economic fluctuations. The size of the domestic market is projected to reach $1.01 billion by the end of 2025, surpassing a historic milestone. With the current growth trend and increasing digital spending habits, the domestic market volume is projected to exceed $2 billion by the end of 2026. The main economic added value of games produced in Türkiye comes from foreign sales. Technology export revenue from domestic studios in global markets has reached $3.5 billion annually. This figure makes the gaming sector Türkiye’s largest software and technology exporter. The biggest driving force behind market growth is the large and young population integrated into the digital world. Turkey ranks above the world average in digital consumption habits. The number of internet users in Türkiye is approaching 77 million, and the general internet usage rate among the public has reached a record level of 90.9%. The number of active digital gamers within this internet user base is approaching 50 million. This data shows that more than half of the country’s population interacts with digital games in some way. The age group with the highest concentration of players and the highest potential for in-game purchases is young adults aged 18-34. This group ensures the financial sustainability of the market with their flexible spending habits. Mobile platforms will continue to form the backbone of the Turkish gaming market in 2026 and beyond. However, structural changes in revenue models are being

HABER / News44 STRATEGY developers and designers who gain experience in large companies are leaving to establish their own boutique studios. This creates horizontal growth in the ecosystem and diversification in niche game genres. Although there is a slowdown (consolidation) in global game investments, studios in Turkey remain on the radar of foreign investors thanks to their cost- performance advantage. Seed investments in early- stage game startups are expected to increase annually after 2026. The Turkish gaming market will solidify its position not just as a consumer market, but as a major industry producing content on a global scale, by 2026 and beyond. The exceeding of the $1 billion domestic market threshold and the $3.5 billion export volume are the most concrete evidence of this success. Maintaining this growth momentum in the coming period will depend on domestic studios expanding to larger platforms such as PC/Console, the optimization of legal regulations to support digital assets, and the sustainability of government incentives. Turkey has the potential to retain its title as the second largest game development center in Europe and the surrounding region, after the UK, for many years to come. kiye’de oyun geliştirmeyi bir “hobi” olmaktan çıkarıp kurumsal bir sektöre dönüştürdü. Büyük şirketlerde de- neyim kazanan yazılımcı ve tasarımcılar, ayrılıp kendi butik stüdyolarını kurmakta. Bu durum, ekosistemde yatay bir büyüme ve niş (özel) oyun türlerinde çeşitlilik yaratıyor. Küresel olarak oyun yatırımlarında bir yavaş- lama (konsolidasyon) yaşansa da, Türkiye’deki stüdyolar maliyet-performans avantajı sayesinde yabancı yatırım- cıların radarında kalmaya devam ediyor. 2026 sonrasında erken aşama oyun girişimlerine yapılan tohum yatırım- ların yıllık bazda artması bekleniyor. Türkiye oyun pazarı, 2026 yılı ve sonrasında sadece bir tüketim pazarı değil, küresel ölçekte içerik üreten büyük bir endüstri olarak konumunu sağlamlaştıracak. 1 milyar dolarlık iç pazar eşiğinin aşılması ve 3,5 milyar dolarlık ihracat hacmi, bu başarının en somut kanıtları. Önümüzdeki dönemde sektörün bu büyüme ivmesini koruyabilmesi; yerli stüdyoların PC/Konsol gibi daha büyük platformlara açılmasına, yasal mevzuatların diji- tal varlıkları destekleyecek şekilde optimize edilmesine ve devlet teşviklerinin sürdürülebilir kılınmasına bağlı olacak. Türkiye, İngiltere’nin ardından Avrupa ve çevre coğrafyanın en büyük ikinci oyun geliştirme merkezi olma unvanını uzun yıllar koruyacak potansiyele sahip. Doğanın Ritminde Yaşam Doğanın Kalbinde

TEAM AKFEN İNŞAAT SPORCUSU OLAN MİLLİ MASA TENİSÇİ GÖRKEM ÖÇAL’DAN TARİHİ BAŞARI HABER / News48 STRATEGY TEAM AKFEN CONSTRUCTION ATHLETE NATIONAL TABLE TENNIS PLAYER GÖRKEM ÖÇAL ACHIEVES HISTORIC SUCCESS STRATEGY News / HABER 49 AKFEN İNŞAAT’IN “Team Akfen İnşaat” projesi kapsamında desteklediği milli masa tenisçi Görkem Öçal, Fransa’nın Metz kentinde düzenlenen WTT Youth Star Contender turnuvasında U19 Double kategorisinde partneriyle birlikte gümüş, U15 teklerde bronz madalya kazandı. Sürdürülebilir büyüme stratejisini toplumsal fayda ile güçlendiren Akfen İnşaat’ın genç ve milli sporcuların ulus- lararası başarı yolculuklarına uzun vadeli destek sağlamak amacıyla hayata geçirdiği “Team Akfen İnşaat” projesi kapsamında desteklenen milli masa tenisçi Görkem Öçal, elde ettiği başarılarla Türk sporunda adından söz ettirmeye devam ediyor. Uluslararası arenada da önemli başarılara imza atan genç sporcu; Fransa’nın Metz kentinde düzenlenen WTT Youth Star Contender turnuvasında U19 Double kategorisinde partneriyle birlikte gümüş, U15 teklerde bronz madalya kazandı. 2024 yılında U13 Avrupa Ferdi Şampiyonu olan Öçal, 2025 yılında ise U15 Avrupa Ferdi ikinciliği, Gençlik Olimpiyatları üçüncülüğü, Avrupa Top 10 ikinciliği ve Dün- ya Gençler ikinciliği derecelerini elde etti. Aynı yıl toplam 14 uluslararası madalya kazanan Öçal, Avrupa ve dünya sıralamalarında üst sıralara yükseldi. Henüz 14 yaşında olmasına rağmen Türkiye spor tarihinde önemli bir eşiği aşan Görkem Öçal, Büyükler Türkiye Şampiyonu olarak bu unvanı kazanan en genç sporcu oldu. Bu tarihi başarı, genç sporcunun yalnızca yaş kategorilerinde değil, üst düzey rekabette de iddiasını ortaya koydu. SIRADAKİ DURAK: DÜNYA ŞAMPİYONASI Görkem Öçal, uluslararası kariyerinde bir sonraki önemli sı- navını ise 28 Nisan – 10 Mayıs 2026 tarihleri arasında İngil- tere’nin başkenti Londra’da düzenlenecek Dünya Takımlar Masa Tenisi Şampiyonası’nda verecek. Şampiyonanın 100. yıl özel edisyonu olarak düzenlenecek organizasyon, turnu- va tarihinin en geniş katılımlı etkinliklerinden biri olacak. 64 erkek ve 64 kadın takımının yer alacağı şampiyona, ilk etap karşılaşmalarıyla Copper Box Arena’da başlayacak; ardından OVO Arena Wembley’de oynanacak karşılaşmalar ve eleme turlarıyla devam edecek. Dünya masa tenisinin en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen bu şampiyona, Görkem Öçal için hem uluslararası tecrübesini pekiştireceği hem de Türkiye’yi en üst düzeyde temsil ede- ceği kritik bir adım olacak. NATIONAL TABLE tennis player Görkem Öçal, supported by Akfen Construction’s “Team Akfen Construction” project, won a silver medal in the U19 Doubles category and a bronze medal in the U15 Singles category at the WTT Youth Star Contender tournament held in Metz, France, together with his partner. Akfen Construction, which strengthens its sustainable growth strategy with social benefit, continues to make a name for itself in Turkish sports with the achievements of national table tennis player Görkem Öçal, who is supported by the “Team Akfen Construction” project, which aims to provide long-term support to young and national athletes on their journey to international success. The young athlete, who has also achieved significant success on the international stage, won a silver medal in the U19 Doubles category and a bronze medal in the U15 Singles category at the WTT Youth Star Contender tournament held in Metz, France. Öçal, who became the U13 European Individual Champion in 2024, achieved second place in the U15 European Individual Championship, third place in the Youth Olympics, second place in the European Top 10, and second place in the World Junior Championships in 2025. Winning a total of 14 international medals that same year, Öçal rose to the top ranks in European and world rankings. Despite being only 14 years old, Görkem Öçal crossed a significant threshold in Turkish sports history, becoming the youngest athlete to win the Senior Turkish Championship title. This historic achievement demonstrated the young athlete’s ambition not only in age categories but also in high-level competition. NEXT STOP: WORLD CHAMPIONSHIP Görkem Öçal’s next major test in his international career will be at the World Team Table Tennis Championship, to be held in London, England, between April 28 and May 10, 2026. This event, organized as a special 100th-anniversary edition, will be one of the largest-ever events in the tournament’s history. The championship, featuring 64 men’s and 64 women’s teams, will begin with the first stage matches at the Copper Box Arena; followed by matches and qualifying rounds at the OVO Arena Wembley. Considered one of the most important events in world table tennis, this championship will be a critical step for Görkem Öçal, both for consolidating his international experience and for representing Turkey at the highest level.

KÖŞE / Column STRATEGY Üretken Yapay Zekada Yeni Fırsatlar Yaratıcı/üretken yapay zeka (AGI), yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte son zamanlarda giderek popüler hale geldi. Bu teknoloji, gerçekçi görüntü, metin, müzik veya diğer medya türleri gibi verileri üretmek için kullanılıyor. Özellikle sanat, tasarım, eğlence ve diğer yaratıcı endüstrilerde kullanılan popüler bir teknoloji. Generative AI has recently gained significant popularity alongside the advancement of artificial intelligence technologies. This technology is used to generate data such as realistic images, text, music, and other forms of media. It is a particularly popular technology within art, design, entertainment, and other creative industries. New Opportunities in Generative Ai “ÜRETKEN YAPAY zeka, startup’lar için yeni fırsatlar ve girişim olanakları sunabilir. Özellikle, sanat, tasarım ve eğlence sektörlerinde faaliyet gösterenler, bu tarz AI teknolojileriyle yeni ürünler ve hizmetler sunabilirler. Örneğin, dijital sanat eserleri, oyunlar, müzikler ve diğer yaratıcı ürünler üretilebilir. Üretken yapay zeka ayrıca, e-ticaret ve kişiselleştirilmiş reklamcılık gibi alanlarda da kullanılabilir. Bu teknoloji, müşterilerin isteklerine ve ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş ürünler veya hizmetler sunmak için kullanılabilir. Örneğin, müşterilerin tarzına uygun moda ürünleri veya kişiselleştirilmiş ürünler sunulabilir. Ancak, üretken yapay zeka teknolojileri hâlâ yeni ve gelişen bir alan olduğu için, startup’ların bu teknolojileri kullanırken bazı zorluklarla karşılaşabilecekleri unutulmamalıdır. Özellikle, teknik personelin, bu teknolojilerin kullanımı ve doğru bir şekilde uygulanması için gerekli bilgi ve becerileri yeterli olmayabilir. Bu nedenle, AGI teknolojilerini kullanmak isteyen startup’lar, bu teknolojilere yatırım yapmak ve yeterli uzmanlık seviyesine ulaşmak için çaba harcamalıdırlar.” “GENERATIVE AI can offer new opportunities and entrepreneurial prospects for startups. Companies operating in the art, design, and entertainment sectors, in particular, can introduce new products and services using these types of AI technologies. For instance, digital artworks, games, music, and other creative products can be produced. Generative AI can also be utilized in fields such as e-commerce and personalized advertising. It enables the provision of products or services tailored to specific customer preferences and needs—such as offering fashion items that match a customer’s style or providing personalized products. However, since generative AI technology is still a nascent and evolving field, it is important to note that startups may face certain challenges when adopting it. In particular, technical staff may lack the necessary knowledge and skills to effectively utilize and correctly implement these technologies. Therefore, startups wishing to leverage generative AI technologies must invest in them and strive to achieve a sufficient level of expertise.” 50 SİNA AFRA Girişimci / Tiko Kurucu & CEO Entrepreneur / Founder & CEO of Tiko

News / HABER53STRATEGYHABER / News52 STRATEGY FIRST DAYS ON THE STOCK EXCHANGE AND THE NEW “FAB 10” ERA According to SmartAsset data, SpaceX shares, offered at a base price of $135, gained over 37% in their first week of trading, climbing to $176. Wall Street, following SpaceX’s massive entry and integrated AI initiatives, updated its popular “Magnificent 7” list, announcing the “FAB 10” index, which includes SpaceX. $20 Billion in New Bonds: Immediately after its IPO, the company announced that it had $100.8 billion in cash on hand as of June 19 and offered at least $20 billion in new bonds to the market for debt restructuring purposes. Musk’s Mars Package: According to details reported by Fortune in the IPO prospectus, Elon Musk was offered an unprecedented premium package of 1 billion additional shares of stock on the condition that he establishes a permanent colony of 1 million people on Mars. ARTIFICIAL INTELLIGENCE (AI) AND XAI MERGER AI Infrastructure Provider: Prior to its IPO, SpaceX merged with Elon Musk’s AI startup xAI (the maker of Grok) in a massive $1.25 trillion stock swap. Billion-Dollar Contract: SpaceX signed a massive computing infrastructure agreement with AI startup Reflection AI to utilize its “Colossus 2” data center hardware in Memphis, with monthly payments of $150 million (until 2029). STARSHIP V3 AND ROCKET TECHNOLOGIES The Most Powerful Megarocket: At the end of May 2026, SpaceX successfully completed a test flight of the Starship V3 (Flight 12), the most powerful rocket ever produced. Although some engine failures occurred during the flight, the Starship body managed to perform the planned vertical landing maneuver in the Indian Ocean. Mars and UAV Targets: The company aims to send unmanned cargo ships to Mars as early as 2028. These first flights are planned to carry payloads including Tesla’s Optimus humanoid robots. STARLINK RECORD GROWTH 12 Million Subscribers: Satellite internet service Starlink surpassed 12 million active users worldwide, according to official data released on June 4, 2026. Direct Cellular Connection: The number of satellites providing direct cell tower service from space to smartphones has exceeded 650. According to Yahoo Finance analysis, this technology has provided at least one life-saving emergency connection to more than 12 million people living in mountainous or areas without cellular coverage. BORSADAKI ILK GÜNLER VE YENI “FAB 10” DÖNEMI Hisseleri 135 dolar taban fiyattan halka arz edilen SmartAsset verilerine göre SpaceX, ilk hafta işlemle- rinde %37’nin üzerinde değer kazanarak 176 dolara kadar tırmanmıştır. Wall Street, SpaceX’in bu devasa girişi ve entegre yapay zekâ hamleleri sonrası popüler “Muhteşem 7” (Magnificent 7) listesini güncelleyerek SpaceX’in de dahil olduğu “FAB 10” endeksini duyur- muştur. 20 Milyar Dolarlık Yeni Tahvil: Borsaya açılması- nın hemen ardından şirket, 19 Haziran itibarıyla elinde 100.8 milyar dolar nakit bulunduğunu açıklamış ve borç yapılandırması amacıyla piyasaya en az 20 milyar dolar- lık yeni tahvil ihracı sunmuştur. Musk’ın Mars Paketi: Halka arz izahnamesinde For- tune tarafından aktarılan detaylara göre, Elon Musk’a Mars’ta 1 milyon insanlık kalıcı bir koloni kurması şar- tıyla verilmek üzere benzeri görülmemiş 1 milyar adet ek hisselik bir prim paketi tanımlandı. YAPAY ZEKÂ (AI) VE XAI BIRLEŞMESI Yapay Zekâ Altyapı Sağlayıcısı: SpaceX, halka arz öncesinde Elon Musk’ın yapay zekâ girişimi olan xAI (Grok’un üreticisi) ile 1.25 trilyon dolarlık dev bir hisse takasıyla birleşti. Milyar Dolarlık Sözleşme: SpaceX, Memphis’teki “Colossus 2” veri merkezi donanımlarını kullandırmak üzere yapay zekâ girişimi Reflection AI ile aylık 150 milyon dolar ödemeli (2029’a kadar sürecek) dev bir bilgi işlem altyapı anlaşması imzaladı. STARSHIP V3 VE ROKET TEKNOLOJILERI En Güçlü Megaroket: SpaceX, Mayıs 2026 sonunda şimdiye kadar üretilmiş en güçlü roket olan Starship V3 (Flight 12) test uçuşunu başarıyla tamamladı. Uçuş sıra- sında bazı motor kayıpları yaşansa da Starship gövdesi Hint Okyanusu’na planlanan dikey iniş manevrasını gerçekleştirmeyi başardı. Mars ve İHA Hedefleri: Şirket, insansız kargo gemi- lerini Mars’a göndermek için en erken 2028 yılını hedef- liyor. Bu ilk uçuşların yükleri arasında Tesla’nın insansı robotları Optimus’ların da yer alması planlanıyor. STARLINK REKOR BÜYÜME 12 Milyon Abone: Uydu interneti servisi Starlink, 4 Haziran 2026’da yayımlanan resmi verilere göre dünya genelinde 12 milyon aktif kullanıcı sınırını aştı. Doğrudan Hücresel Bağlantı: Akıllı telefonlara doğrudan uzaydan baz istasyonu hizmeti veren uy- duların sayısı 650’yi geçmiş durumda. Yahoo Finance analizlerine göre bu teknoloji, dağlık veya hücresel şebekenin çekmediği bölgelerde yaşayan 12 milyondan fazla kişiye en az bir kez hayat kurtarıcı acil durum bağlantısı sağladı. STRATEGY News / HABER 53 SpaceX, 12 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği finans tarihinin en büyük halka arzı (IPO) ile resmen borsaya açılarak küresel piyasalar

HABER / News54 STRATEGY NVIDIA’S BRAND-NEW REVENUE SOURCE: VERA STRATEGY News / HABER 55 YAPAY ZEKA hızlandırıcılarıyla veri merkezi pazarını domine eden Nvidia, şimdi de CPU tarafında agresif bü- yüyor. Şirketin CFO’su Colette Kress, 2027 mali yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıklarken, Nvidia’nın CPU iş kolunda bu yıl yaklaşık 20 milyar dolarlık gelir görünürlü- ğüne sahip olduğunu söyledi. Kress’e göre bu ivme, şirketi dünyanın en büyük CPU tedarikçisi konumuna taşıyabilir: “Bu yıl toplam CPU gelirinin yaklaşık 20 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz; bu da bizi dünyanın önde gelen CPU tedarikçisi konumuna getirecek.” Nvidia aslında CPU alanına tamamen yeni giren bir şirket değil. Firma, ilk Arm tabanlı veri merkezi işlemcisi Grace’i 2021 yılında duyurmuştu. Ancak bu işlemciler uzun süre boyunca çoğunlukla GPU sistemleriyle birlikte kulla- nılan özel çözümler olarak kaldı ve ağırlıklı olarak yapay zeka veri merkezleri ile süper bilgisayarlarda tercih edildi. Şirketin stratejisindeki asıl kırılma ise bu yıl yaşandı. VERA CPU ILE YENI DÖNEM BAŞLADI Hatırlanacağı üzere mart ayında düzenlenen GTC konfe- ransında CPU ürün gamını genişleterek bağımsız çalışan yeni nesil Vera CPY sistemini tanıttı. Şirketin açıklaması- na göre Vera, tamamen özel tasarlanmış 88 adet Olympus Arm çekirdeğiyle geliyor. İşlemci aynı zamanda eşzamanlı çoklu iş parçacığı desteği sunuyor. Intel tarafındaki Hy- per-Threading teknolojisine benzer şekilde çalışan bu yapı, daha yüksek paralel işlem kapasitesi sağlıyor. Vera’nın dikkat çeken yönlerinden biri de bellek tara- fında ortaya çıkıyor. Nvidia, her işlemciyi 1.5 TB’a kadar LPDDR5x SOCAMM bellekle donatabiliyor. Bu yapı sa- niyede 1.2 TB seviyesine ulaşan bant genişliği sunarken düşük güç tüketimiyle öne çıkıyor. LPDDR5x belleğin özellikle dizüstü bilgisayarlarda enerji verimliliği ne- deniyle yaygın olarak tercih edildiği biliniyor. Colette Kress, Vera’nın performans tarafında x86 tabanlı rakip- lere kıyasla önemli avantajlar sunduğunu söyledi. 200 MILYAR DOLARLIK YENI PAZAR Nvidia’ya göre yeni işlemci, çekirdek başına 1,5 kat daha yüksek performans, watt başına 2 kat daha iyi verimlilik ve raf yoğunluğunda 4 kata kadar artış sağlayabiliyor. Şir- ketin referans tasarımlarında tek kart üzerinde iki Vera CPU kullanılabiliyor. Bu sistemler yüksek hızlı NVLink bağlantılarıyla haberleşiyor. Nvidia ayrıca Vera işlemcile- rini Rubin GPU’larla 2:1 oranında eşleştirerek yeni nesil raf ölçekli yapay zeka platformlarında kullanıyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang ise Vera’nın şirket için tamamen yeni bir gelir kapısı açtığını düşünüyor. Huang, işlemcinin özellikle “agentic AI” olarak adlandırılan ya- pay zeka ajanları için tasarlandığını savundu. “Nvidia için yepyeni 200 milyar dolarlık bir pazar bul- dum” diyen CEO’ya göre klasik CPU mimarileri çoklu uygulama çalıştırmaya odaklanırken Vera özellikle token işleme hızını maksimum seviyeye çıkarmak amacıyla geliştirildi. DOMINATING the data center market with its AI accelerators, Nvidia is now growing aggressively on the CPU front. While announcing the financial results for the first quarter of fiscal year 2027, the company’s CFO, Colette Kress, stated that Nvidia has approximately $20 billion in revenue visibility for its CPU business line this year. According to Kress, this momentum could propel the company into becoming the world’s largest CPU supplier: “We expect total CPU revenue to reach approximately $20 billion this year, which will make us the world’s leading CPU supplier.” In reality, Nvidia is not a new player in the CPU market. The company announced Grace, its first Arm-based data center processor, back in 2021. However, for a long time, these processors were specialized solutions used mostly in conjunction with GPU systems and were predominantly utilized in AI data centers and supercomputers. The real shift in the company’s strategy occurred this year. VERA CPU KICKSTARTS A NEW ERA As you may recall, at the GTC conference held in March, the company expanded its CPU product lineup and introduced the next-generation standalone Vera CPU system. According to the company’s statement, Vera comes equipped with 88 fully custom-designed Olympus Arm cores. The processor also offers simultaneous multithreading support. Operating similarly to Intel’s Hyper-Threading technology, this architecture provides a higher parallel processing capacity. One of Vera’s most notable features lies in its memory capabilities. Nvidia can equip each processor with up to 1.5 TB of LPDDR5x SOCAMM memory. This configuration offers a bandwidth of up to 1.2 TB per second while boasting low power consumption. LPDDR5x memory is known for being widely preferred in laptops due to its energy efficiency. Colette Kress states that Vera offers significant performance advantages compared to its x86-based competitors. A BRAND-NEW $200 BILLION MARKET According to Nvidia, the new processor can deliver 1.5 times higher performance per core, 2 times better efficiency per wat

HABER / News56 STRATEGY STRATEGY News / HABER 57 AKFEN HOLDING ekosisteminde yer alan Türkiye İn- san Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), QNB Terminal Kadıköy ve Loft Art, Business Honors Awards kapsamında toplam dört ödül kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Bu yıl resmi oy hakkına sahip yapay zekâ jüri üyesi NOPA’nın da insan jüri üyeleriyle birlikte değerlendir- me sürecine katıldığı organizasyonda başvurular veri temelli, karşılaştırılabilir ve ölçülebilir kriterlerle ele alındı. Akfen Holding’in kurucusu olduğu Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), “Net Zero Sosyal Etki” ve “En İyi Sürdürülebilirlik İletişimi” kategorilerinde iki ayrı ödüle layık görüldü. Yaklaşık 27 yıldır eğitim, sağlık ve bireysel gelişim alanlarında çalışmalar yürüten vakıf, bugüne kadar 84 binden faz- la kişiye ulaştı. Özellikle Akfen Yenilenebilir Enerji iş birliğiyle yürütülen ulusal projeler kapsamında kırsal bölgelerde yaşayan 12 bini aşkın kadına doğrudan eği- tim verilerek toplumsal dönüşüme katkı sağlandı. Akfen GYO yatırımıyla hayata geçirilen QNB Termi- nal Kadıköy ise gastronomi, kültür-sanat ve şehir yaşa- mını bir araya getiren yenilikçi yapısıyla “İş Geliştirme / En İyi Mekân Tabanlı Deneyim Markası” ödülünün sahibi oldu. İstanbul’un en yoğun ulaşım akslarından biri olan Söğütlüçeşme’de konumlanan QNB Terminal Kadıköy, yeme-içme alanları, kültür-sanat etkinlikleri ve kamusal yaşamı destekleyen yapısıyla kısa sürede şehrin dikkat çeken yeni nesil yaşam alanlarından biri haline geldi. Akfen Holding’in kültür-sanat girişimi Loft Art ise “Pazarlama / En İyi Sanat Yatırımı (Sponsorluk)” kate- gorisinde ödüle layık görüldü. Bağımsız sanatçılara alan açan ve sanatın daha geniş kitlelerle buluşmasını hedef- leyen Loft Art, sergilerden elde edilen gelirleri Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı’na (TİKAV) aktararak bursiyerlere destek sağlıyor. Ödül töreninde TİKAV’ı Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval temsil ederken, Akfen Holding Yöne- tim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp ile TİKAV Yönetim Kurulu Üyesi Dilara Akın da törende hazır bulundu. TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “27 yıldır insanı merkeze alan projeler üretmeye, özellikle fırsat eşitliğine erişimi sınırlı olan bireylerin hayatlarına dokunmaya devam ediyoruz. Business Ho- nors Awards kapsamında iki ayrı ödüle layık görülmek, yıllardır büyük bir özveriyle yürüttüğümüz çalışmaların değer gördüğünü göstermesi açısından bizim için son derece anlamlı. Akfen Yenilenebilir Enerji ile birlikte yürüttüğümüz projelerde yalnızca eğitim vermeyi değil; farkındalık yaratmayı, dayanışmayı büyütmeyi ve uzun vadeli bir dönüşüm sağlamayı hedefledik. TİKAV olarak önümüzdeki dönemde de toplumda kalıcı değer yara- tacak projeler üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” THE TURKISH Human Resources Education and Health Foundation (TİKAV), QNB Terminal Kadıköy, and Loft Art, all part of the Akfen Holding ecosystem, achieved a significant success by winning a total of four awards at the Business Honors Awards. This year, the organization, which included the AI jury member NOPA with official voting rights, evaluated applications using data-driven, comparable, and measurable criteria. The Turkish Human Resources Education and Health Foundation (TİKAV), founded by Akfen Holding, received two separate awards in the “Net Zero Social Impact” and “Best Sustainability Communication” categories. The foundation, which has been working in the fields of education, health, and personal development for approximately 27 years, has reached more than 84,000 people to date. Particularly within the scope of national projects carried out in collaboration with Akfen Renewable Energy, more than 12,000 women living in rural areas were directly provided with training, contributing to social transformation. QNB Terminal Kadıköy, realized with an investment by Akfen GYO, won the “Business Development / Best Venue- Based Experience Brand” award with its innovative structure that brings together gastronomy, culture and art, and city life. Located in Söğütlüçeşme, one of Istanbul’s busiest transportation axes, QNB Terminal Kadıköy quickly became one of the city’s prominent new generation living spaces with its food and beverage areas, cultural and artistic events, and structure that supports public life. Akfen Holding’s culture and art initiative, Loft Art, was awarded in the “Marketing / Best Art Investment (Sponsorship)” category. Loft Art, which provides space for independent artists and aims to bring art to a wider audience, supports scholarship recipients by donating the income from exhibitions to the Turkish Human Resources Education and Health Foundation (TİKAV). At the award ceremony, TİKAV was represented by its Chairperson, Hülya Kırçuval, while Akfen Holding Board Member Pelin Akın Özalp and TİKAV Board Member Dilara Akın were also present. In her statement regarding the awards, TİKAV Chairperson Hülya Kırçuv

HABER / News64 STRATEGY ANTALYA WILL BE THE NEXT STOP ON THE GLOBAL CLIMATE AGENDA STRATEGY News / HABER 65 İKLİM değişikliğiyle mücadelede dünyanın en önemli karar alma platformlarından biri olan Birleşmiş Mil- letler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Taraflar Konferansı’nın 31’incisi (COP31), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. Küresel iklim politikalarının şekillendirildiği en önemli uluslara- rası organizasyonlardan biri olarak kabul edilen COP31, dünya liderlerini, kamu temsilcilerini, iş dünyasını, yatı- rımcıları, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirecek. Paris Anlaşması kapsamında belirlenen hedeflerin uy- gulama süreçlerinin değerlendirileceği zirve, iklim krizi- ne karşı küresel ölçekte atılacak yeni adımlar açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlar, COP31’in yeni vaatlerin açıklandığı bir zirveden ziyade, mevcut taahhütlerin hayata geçirilmesine odaklanan bir “uygulama COP’u” olacağını öngörüyor. GÜNDEMİN ODAĞINDA İKLİM FİNANSMANI VE EMİSYON AZALTIMI BULUNUYOR COP31’in en önemli başlıklarından birini iklim finans- manı oluşturacak. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edebilmesi için ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının artırılması ve daha erişilebilir hale getirilmesi bekleniyor. Aynı zamanda ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik güncellenmiş ulusal katkı beyanları (NDC) da konferansın önemli gündem maddeleri arasında yer alacak. Küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırma hedefinin giderek zorlaştığı bir dönemde gerçekleşti- rilecek COP31’de, ülkelerin bugüne kadar açıkladıkları iklim hedeflerinin yeterliliği kapsamlı şekilde değerlen- dirilecek. Enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatı- rımlarının hızlandırılması ve fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması gibi konuların da müzakerelerin merkezinde olması bekleniyor. İklim krizinin etkilerini en ağır şekilde hisseden ül- kelerin uzun süredir gündeme taşıdığı “Kayıp ve Zarar” (Loss and Damage) mekanizması da COP31’in öne çıkan başlıklarından biri olacak. İklim kaynaklı afetlerden et- kilenen ülkelerin ekonomik ve sosyal kayıplarının kar- şılanmasına yönelik fonların ve destek mekanizmaları- nın geliştirilmesi konusunda yeni kararların alınması bekleniyor. THE 31ST Conference of the Parties (COP31) of the United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC), one of the world’s most important decision-making platforms in the fight against climate change, will be held in Antalya between November 9-20. Considered one of the most important international organizations shaping global climate policies, COP31 will bring together world leaders, government representatives, business leaders, investors, academics, and civil society organizations. COP “ focusing on the realization of existing commitments, rather than a summit where new promises are announced . CLIMATE FINANCE AND EMISSION REDUCTION ARE AT THE CENTER OF THE AGENDA Climate finance will be one of the most important topics at COP31. It is expected that the financing resources needed by developing countries to combat the effects of climate change will be increased and made more accessible. At the same time, updated National Contribution Statements (NDCs) for countries to reduce greenhouse gas emissions will also be among the important agenda items of the conference. At COP31, which will take place at a time when the goal of limiting global temperature increase to 1.5 degrees is becoming increasingly difficult, the adequacy of the climate targets announced by countries to date will be comprehensively evaluated. Issues such as energy transition, accelerating investments in renewable energy, and reducing dependence on fossil fuels are also expected to be central to the discussions. The issue of “Loss and Damage” has long been raised by the countries most severely affected by the climate crisis. and The climate-related damage mechanism will also be one of the prominent topics of COP31. New decisions are expected to be made regarding the development of funds and support mechanisms to compensate for the economic and social losses of countries affected by climate-related disasters. ANTALYA WILL BECOME THE CENTER OF GLOBAL CLIMATE DIPLOMACY COP31 also presents an important diplomatic opportunity for Turkey. Thanks to the summit, which will be hosted in Antalya, Turkey will have the opportunity to be at the center of the global agenda in the fields of climate policies and sustainable development. At the same time, by acting as a bridge between developed and developing countries, it will be able to play a more visible role in international climate diplomacy. COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek ve dünya genelinden liderleri, kamu temsilcilerini, yatırımcıları ve iş dünyasını iklim değişikliğiyle mücadele gündemi etrafında bir araya getirecek. Zirvede iklim finansmanı, emisyon azaltımı, enerji dönüşümü ve kayıp-zarar mekanizmaları gibi kritik konular ele a

HABER / News66 STRATEGY ANTALYA, KÜRESEL İKLİM DİPLOMASİSİNİN MERKEZİ OLACAK COP31, Türkiye açısından da önemli bir diplomatik fırsat sunuyor. Antalya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek zirve sayesinde Türkiye, iklim politikaları ve sürdürülebilir kal- kınma alanlarında küresel gündemin merkezinde yer alma imkânı elde edecek. Aynı zamanda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü görevi üstlenerek uluslararası iklim diplomasisinde daha görünür bir rol oynayabilecek. Zirvenin Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine de katkı sağ- laması bekleniyor. Özellikle yenilenebilir enerji, enerji ve- rimliliği, yeşil hidrojen, sürdürülebilir şehircilik ve döngüsel ekonomi alanlarında yeni iş birlikleri ve yatırım fırsatlarının oluşabileceği değerlendiriliyor. İŞ DÜNYASI VE GİRİŞİMLER İÇİN YENİ FIRSATLAR COP31 yalnızca hükümetlerin katıldığı bir müzakere plat- formu olmanın ötesinde, özel sektör ve girişimcilik ekosis- temi için de önemli fırsatlar sunuyor. İklim teknolojileri geliştiren girişimler, sürdürülebilirlik çözümleri sunan şir- ketler ve yeşil finans alanında faaliyet gösteren kurumlar, zirve kapsamında küresel yatırımcılar ve iş ortaklarıyla bir araya gelme şansı yakalayacak. Özellikle yenilenebilir enerji teknolojileri, elektrikli ula- şım çözümleri, karbon yönetimi sistemleri, sürdürülebi- The summit is also expected to contribute to Türkiye’s green transformation process. It is particularly anticipated that new collaborations and investment opportunities may arise in the fields of renewable energy, energy efficiency, green hydrogen, sustainable urbanism, and the circular economy. NEW OPPORTUNITIES FOR BUSINESS AND STARTUPS COP31 is more than just a negotiating platform for governments; it also offers significant opportunities for the private sector and the entrepreneurial ecosystem. Startups developing climate technologies, companies offering sustainability solutions, and institutions operating in the field of green finance will have the chance to meet with global investors and business partners at the summit. Renewable energy technologies, electric transportation solutions, carbon management systems, sustainable agricultural practices, and circular economy projects are expected to be prominent topics at COP31. According to Fatih Özkadı, Head of the TÜSİAD Environment and Net Zero Policies Working Group , energy security and energy transformation are among the most critical topics of COP31 in the current conjuncture. Özkadı states that the target of increasing the global electrification rate to 35% by 2035, shared by the COP31 Presidency at the Bonn Climate Change Conference, indicates that electrification will hold a strategic place on the COP31 agenda. Indeed, in order to effectively achieve this goal, prioritizing infrastructure needs to support energy transformation, expanding clean technologies, supporting demand- side transformation through energy-efficient products and cooling solutions, effective use of digital tools, and increasing transformation capacity in value chains, especially in industry, will be decisive factors. Özkadı stated that mobilizing climate finance will also be one of the important topics of COP31 , adding, “The financing commitments made in previous years need to be transformed into concrete, accessible, and scalable tools that will enable this transformation. Because access to finance is one of the key factors that directly determines the feasibility of climate action.” Özkadı noted that addressing the impacts of climate policies on energy costs, trade regulations, and value chains within a framework that protects competitiveness while also considering downstream consumer sectors is a key agenda item for manufacturing sectors. According to Özkadı, making green finance accessible not only for large-scale energy or industrial investments but also for the renewal of energy-efficient products, improving the energy performance of buildings, spreading the use of electrification-compatible equipment, and increasing the transformation capacity of SME suppliers will directly determine the speed and impact of the transformation. lir tarım uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerinin COP31 kapsamında öne çıkması bekleniyor. TÜSİAD Çevre ve Net Sıfır Politikaları Çalışma Grubu Başkanı Fatih Özka- dı’ya göre mevcut konjonktürde enerji güvenliği ve enerji dönüşümü COP31’in en kritik başlıkları arasında yer alı- yor. Özkadı’nın verdiği bilgilere göre, özellikle Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nda COP31 Başkanlığı tarafından paylaşılan küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılına kadar yüzde 35 seviyesine çıkarılması hedefi, elektrifi- kasyonun COP31 gündeminde stratejik bir yer tutacağına işaret ediyor. Nitekim bu hedefin etkili biçimde hayata geçirilebilmesi için enerji dönüşümünü destekleyecek alt- yapı ihtiyaçlarının önceliklendirilmesi, temiz teknolojile- rin yaygınlaştırılması, enerji verimli ürünler ve soğutma çözümleri aracılığıyla talep tarafı dönüşümünün destek- lenmesi, dijital

HABER / News68 STRATEGY İŞ DÜNYASI YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN GÜÇLENMESİNE ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLAYABİLECEK “Uygulama COP’u” olarak adlandırılan COP31’in iklim gün- deminin aciliyetini merkeze taşıyan, iş birliğini güçlendiren, mevcut taahhütlerin güçlendirilmesi ve uygulanmasını ko- laylaştıran bir sürece katkı sağlamasını önemli gördüklerini söyleyen Özkadı, bu alanda kolektif olarak atılacak adımların iklim hedefleri ile sahadaki dönüşüm ihtiyaçları arasındaki uygulama boşluklarının daha iyi anlaşılmasına, mevcut faa- liyetler arasında koordinasyonun güçlendirilmesine ve ortak çözüm alanlarının daha görünür kılınmasına önemli bir ze- min oluşturacağını düşünüyor. “COP31 kapsamında tekno- loji girişimlerinin, yeşil dönüşüm alanında faaliyet gösteren start-up’ların ve gençlerin sürece etkin şekilde dahil edilme- si de dönüşümün kapsayıcılığı ve uygulanabilirliği açısın- dan kritik önemde… İş dünyasının somut, uygulanabilir ve çözüm odaklı değerlendirmeleriyle yeşil dönüşüm ve iklim eyleminin güçlenmesine önemli katkılar sağlayabileceğine inanıyoruz. TÜSİAD olarak çalışmalarımızı ilgili ulusal ve uluslararası kurumlar ve platformlarla yakın diyalog ve iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Özkadı, iş dünyasının COP31 sürecine katılımının teşvik edilmesi, ilgili çalışmaların koordinasyonu ve paydaşlar arası iletişimin yürütülmesi alanlarında faaliyet gösterecek COP31 Business Forum’da TÜSİAD olarak çalışmalara aktif katkı sunacak- larını belirtiyor. Özkadı’nın verdiği bilgilere göre TÜSİAD ayrıca, geçen yıl Brezilya Ulusal Sanayi Konfederasyonu (CNI) öncülüğünde COP30 ve devamında kamu-özel sektör diyaloğunu güçlendirmek ve özel sektörün küresel iklim politikalarına katkısını artırmak amacıyla hayata geçirilen Sustainable Business COP (SB COP) inisiyatifinin COP31 sürecinde yerel başkanlığını da üstlenmişti. YEŞİL SANAYİLEŞME VE DÖNGÜSEL EKONOMİ BAŞLIKLARI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türki- ye) Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel ise bu yılki COP’un en önemli farkının, iklim gündemini yeni hedefler tartışma- sından çıkarıp, uygulama ve sonuç üretme aşamasına taşı- ması olacağını düşünüyor. Bugün artık iklim değişikliğiyle mücadelede bilgi veya hedef eksikliğinin değil, uygulama açığının konuşulduğu dile getiren Günsel’e göre bu nedenle COP31’in bir “Uygulama COP’u” olarak konumlanması son derece önemli... COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nda açıkladığı öncelik alanları arasında temiz enerji dönüşümünün ve elektrifikasyonun öne çıktığını söy- leyen Günsel, “Çünkü enerji sistemlerinin dönüşümü, sana- yiden ulaşıma kadar tüm sektörlerin karbonsuzlaşmasının temelini oluşturuyor. Bunun yanında yeşil sanayileşme ve döngüsel ekonomi başlıkları da kritik önem taşıyor. Üre- timde kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel malzeme kullanımının yaygınlaşması ve sıfır atık yaklaşımının güç- lenmesi hem emisyon azaltımı hem de rekabetçilik açısın- dan belirleyici olacak” diyor. GREEN INDUSTRIALIZATION AND CIRCULAR ECONOMY ARE CRITICALLY IMPORTANT TOPICS. Ediz Günsel, Chairman of the Board of Directors of the Business World and Sustainable Development Association (SKD Turkey), believes that the most important difference of this year’s COP will be that it will move the climate agenda from the discussion of new targets to the implementation and results-producing stage. Günsel states that today, the focus is no longer on a lack of information or targets in the fight against climate change, but on a gap in implementation. Therefore, he believes that positioning COP31 as an “Implementation COP “ is extremely important. Günsel points out that among the priority areas announced by COP31 President and Minister of Environment, Urbanization and Climate Change Murat Kurum at the Bonn Climate Change Conference, clean Aynı zamanda gıda güvenliği, su kaynakları, iklime di- rençli şehirler ve biyoçeşitlilik gibi başlıkların da bu yıl daha güçlü şekilde ele alınmasını beklediğini ifade eden Günsel, ilim değişikliğinin ekonomik dayanıklılığı, tedarik zincirle- rini, kentlerin yaşam kalitesini ve toplumsal refahı doğrudan etkilediğini savunuyor. Günsel’e göre bu nedenle COP31’in en önemli katkısı, iklim eylemini enerji, sanayi, şehirler, tarım ve finansman politikalarıyla birlikte ele alan bütüncül bir uygulama çerçevesi ortaya koyması olacak. TÜRKİYE’NİN BİRİKİMİNİ KÜRESEL ÖLÇEKTE PAYLAŞABİLMESİ DEĞERLİ OLACAK SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel’e göre Türkiye açısından COP31 ülkemizin sürdürülebilir kalkın- ma vizyonunu, yeşil dönüşüm kapasitesini ve uluslararası iş birliği kabiliyetini ortaya koyabileceği stratejik bir fırsat sunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin iklim gündeminde çözüm üreten, uzlaşı sağlayan ve uygulamaya odaklanan bir liderlik ortaya koymasını beklediklerini belirten Günsel, sözlerine şöyle sürdürüyor: “Bakan Murat Kurum’un da vurguladığı gibi temiz enerji, sıfır atık, iklime dirençli şehirler v

HABER / News70 STRATEGY sına ve hızlandırılmasına odaklanacağının vurguladığını söyleyen Prof. Dr. Türkeş, “Bakan Kurum’un açıklamaları ile Bonn görüşmelerinde hâlen tartışılmakta olan başlıklar birlikte değerlendirildiğinde ve ulusal ile uluslararası sivil toplum kuruluşlarının beklentileri de dikkate alındığında, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in küresel iklim yöne- tişiminde ‘iş birliği, uygulama ve finansman’ ekseninde yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmesi bekleniyor” diyor. EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ İKLİM FİNANSMANININ GÜÇLENDİRİLMESİ OLACAK Türkiye açısından ise Prof. Dr. Türkeş, zirvenin öncelikli hedefleri arasında sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırıl- masının, elektrifikasyonun artırılmasının, gıda güvenliğinin güçlendirilmesinin, yenilenebilir enerji dönüşümünün hız- landırılmasının, yeşil finansmana erişimin kolaylaştırılma- sının ve iklim değişikliğine uyum kapasitesinin geliştirilme- sinin yer aldığını söylüyor. “Bununla birlikte, Türkiye’den beklenen temel adımlar arasında Paris Anlaşması kapsamındaki güncel Ulusal Katkı Beyanı’nda (NDC) yer alan ‘2035 yılı için artıştan yüzde 42 2026, during the interim consultations of the UNFCCC held in Bonn, Germany, on June 9, 2026. Among the announced priorities are critical issues such as expanding zero-waste practices, reducing methane emissions, clean energy transition, food security, green industrialization, creating climate-resilient cities, climate finance, and strengthening equitable partnerships. In addition, concrete and measurable targets such as increasing the global electrification rate to 35 percent by 2035 were also brought up. Professor Dr. Türkeş stated that Minister Kurum emphasized that COP31, to be held in Antalya, will focus primarily on the implementation and acceleration of existing obligations rather than the announcement of new commitments. He added, “When Minister Kurum’s statements are considered together with the topics still being discussed in the Bonn talks, and taking into account the expectations of national and international civil society organizations, COP31 in Antalya is expected to represent the beginning of a new era in global climate governance based on ‘cooperation, implementation, and financing’.” azaltım’ hedefinin mutlak salım azaltım hedeflerine dönüş- türülmesi, kömürden çıkış için net bir takvim açıklanması ve iklim mevzuatının yalnızca emisyon ticaret sistemine odaklanan bir çerçevenin ötesine geçerek adil dönüşüm, yeşil kalkınma, kayıp ve zarar mekanizmaları ile mutlak salım azaltımı hedeflerini içerecek şekilde yeniden yapılan- dırılması bulunuyor” diyen Prof. Dr. Türkeş, bu çerçevede COP31’in küresel iklim mücadelesindeki en kritik gündem maddesinin, önceki konferanslarda alınan kararların uygu- lamaya geçirilmesinin ve özellikle gelişmekte olan ülkeler için yaşamsal önem taşıyan iklim finansmanının güçlendi- rilmesinin olmasını bekliyor. Aynı zamanda Kayıp ve Zarar Fonu’nun tam anlamıyla işler hâle getirilmesi, gelişmiş ül- kelerin finansman taahhütlerini yerine getirmesi ve Paris Antlaşması hedeflerine ulaşma yolunda ülkelerin perfor- manslarının değerlendirilmesinin de Antalya görüşmeleri- nin öne çıkan başlıkları arasında yer alacağını kaydediyor. UYGULAMAYA ODAKLANAN BİR DÖNÜM NOKTASI Uzmanlara göre COP31’in başarısı, açıklanacak yeni hedef- lerden çok mevcut taahhütlerin ne ölçüde hayata geçirilece- ğine bağlı olacak. Bu yönüyle Antalya’da gerçekleştirilecek zirve, küresel iklim mücadelesinde uygulama dönemine ge- çişin en önemli kilometre taşlarından biri olarak görülüyor. Dünyanın dört bir yanından gelecek temsilcilerin katılı- mıyla gerçekleşecek COP31, yalnızca iklim politikalarının değil, sürdürülebilir ekonomik kalkınma, enerji dönüşümü ve yeşil teknolojilerin geleceğinin de şekillendirileceği kritik bir platform olma özelliği taşıyor. COP31 Gündeminin Önemli Bir Bölümünü Oluşturması Beklenen Öncelikli Eylem Alanları Prof. Dr. Türkeş, Bakan Kurum’un açıklamalarında öne çıkan ve COP31 gündeminin önemli bir bölümünü oluşturması beklenen öncelikli eylem alanlarını şu şekilde özetliyor: “Sıfır Atık ve Metan Salımlarının Azaltılması: Döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması amacıyla sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve insan kaynaklı metan salımlarının azaltılması. Temiz Enerji ve Elektrifikasyon: Toplumun tüm kesimlerinin temiz, güvenilir ve erişilebilir enerji kaynaklarına ulaşımının sağlanması; 2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e yükseltilmesinin teşvik edilmesi. Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım: İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerine karşı özellikle kırılgan ülkeler ve çiftçiler için dirençli üretim ve gıda sistemlerinin geliştirilmesi. Yeşil Sanayileşme: Üretim, ticaret ve istihdam politikalarının yeşil dönüşüm ilkeleri doğrultusunda yeniden şekillendirilerek sürdürülebilir rekabet gücünün artırılması. Okyanuslar ve Denizler: Kıyısal ve denizel ekosistemlerin korunması ve okyanusların iklim sistemindeki düze

EKONOMİ / Economy72 STRATEGY STRATEGY Economy / EKONOMİ 73 THE ERA OF VOLUNTARY SUSTAINABILITY IS OVERSÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE GÖNÜLLÜLÜK DÖNEMİ BİTTİ SÜRDÜRÜLEBILIRLIKTE “gönüllülük ve itibar” odaklı yeşil pazarlama (greenwashing) dönemi tamamen kapandı ve yerini ağır finansal cezaları, uluslararası ticaret engellerini barındıran “yasal zorunluluklar” dönemine bıraktı. Türkiye’deki ve Avrupa Birliği’ndeki yasal dü- zenlemeler, sürdürülebilirliği artık bir tercih değil, şirketlerin ticari hayatlarına devam edebilmeleri için bir ehliyet haline getirdi. Kamu Gözetimi Ku- rumu (KGK) tarafından yürürlüğe konan TSRS, şirketlerin finansal raporları ile eş zamanlı olarak sürdürülebilirlik raporu hazırlamasını yasal olarak zorunlu kılıyor. Belirlenen finansal eşikleri (1 mil- yar TL aktif, 2 milyar TL ciro, 500 çalışan) üst üste iki dönem aşan tüm şirketler bu kapsama dahil. Raporların bağımsız denetimden geçmesi zorun- lu. Hatalı, eksik veya yanıltıcı beyanda bulunan şir- ketler, finansal tablolardaki usulsüzlükler gibi ağır idari ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. AB SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANIZMASI (SKDM) 1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM’de geçiş süreci bitti ve mali uygulama dönemi resmen başladı. İhracatçılar 2026 yılı emisyonları için ilk sertifika alımlarını Şubat 2027’de yapacak. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elekt- rik ve hidrojen sektörleri doğrudan sınırda karbon vergisiyle karşı karşıya kalıyor. Sertifika fiyatları AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çeyreklik dö- nem ortalamasına göre belirleniyor. 2026’nın ilk çeyreği için bu fiyat ton başına 75,36 avro olarak açıklandı. Bunun dışında Türkiye Emisyon Ticaret Siste- mi (TR-ETS): Temmuz 2025’te yasalaşan İklim Kanunu çerçevesinde, 2026-2027 pilot uygulama dönemi devreye girdi. Yıllık 50 bin ton CO2e üzeri emisyona sahip enerji ve sanayi tesisleri sisteme dahil edildi. Şirketlere emisyon üst sınırı (cap) getirildi. Sınırı aşan firmalar karbon kredisi satın almak zorunda kalırken, emisyonunu azaltanlar bu hakları satarak gelir elde edebilecek. Şirketlerin beyan ettiği emisyon ve sürdürüle- bilirlik verileri bağımsız denetime tabi tutuluyor. Hatalı veya eksik raporlar idari yaptırım ve marka itibarı riski taşıyor. IN SUSTAINABILITY, the era of “voluntary and reputation- driven” green marketing (greenwashing) is officially over. Companies are now confronting “legal mandates” that carry heavy financial penalties and international trade barriers. Legal regulations in Turkey and the European Union have transformed sustainability from a matter of choice into a requirement for companies to maintain their commercial existence. The Turkish Sustainability Reporting Standards (TSRS), enacted by the Public Oversight Board (KGK), legally mandate that companies prepare sustainability reports concurrently with their financial reports. All companies exceeding the specified financial thresholds (1 billion TRY in total assets, 2 billion TRY in turnover, and 500 employees) for two consecutive reporting periods are included in this scope. These reports are required to undergo independent auditing. Companies that make incorrect, incomplete, or misleading declarations will face severe administrative and legal sanctions, identical to those imposed for irregularities in financial statements. EU CARBON BORDER ADJUSTMENT MECHANISM (CBAM) As of January 1, 2026, the transition period for CBAM has ended, and the financial implementation phase has officially begun. Exporters will make their first certificate purchases for 2026 emissions in February 2027. The iron and steel, aluminum, cement, fertilizer, electricity, and hydrogen sectors are subject to the carbon border tax. Certificate prices are determined based on the quarterly average of the EU Emissions Trading System (ETS). For the first quarter of 2026, this price was announced as 75.36 euros per ton. In addition, the Turkish Emissions Trading System (TR- ETS) has entered its pilot implementation phase for the 2026–2027 period, under the framework of the Climate Law enacted in July 2025. Energy and industrial facilities with annual emissions exceeding 50,000 tons of CO2e have been integrated into the system. An emissions ceiling (cap) has also been introduced for companies. Firms exceeding the cap are required to purchase carbon credits, while those that successfully reduce their emissions can generate revenue by selling their remaining allowances. The emission and sustainability data declared by companies are subject to independent auditing. Inaccurate or incomplete reports carry severe risks of administrative sanctions and damage to brand reputation. Avrupa Birliği (AB) düzenlemeleri ve yeni ulusal standartlar, Türk iş dünyası için çevresel sürdürülebilirliği bir halkla ilişkiler faaliyeti olmaktan çıkardı. Konu, doğrudan bilanço maliyeti, yasal zorunluluk ve uluslararası ticaret barajı haline gelmiş durumda. Gönüllülük dönemini kapatan bu yeni ekosistem, şirketlerin operasyonel yapılarını, tedarik zincirlerini ve

EKONOMİ / Economy74 STRATEGY Şirketlerin Adımları Ne Olmalı? • Karbon Ayak İzinizi Ölçün (Sera Gazı Protokolü): Şirketinizin Kapsam 1 (doğrudan), Kapsam 2 (dolaylı enerji) ve Kapsam 3 (tedarik zinciri) emisyonlarını uluslararası standartlara (ISO 14064) göre hesaplatın. • Yasal Kapsam Testi Yapın: Mali müşaviriniz ve hukuk biriminizle birlikte, KGK’nın güncel TSRS ciro ve çalışan limitlerine takılıp takılmadığınızı netleştirin. • Tedarik Zincirinizi Denetleyin: Büyük bir markaya veya AB’ye üretim yapıyorsanız, alt tedarikçilerinizin sürdürülebilirlik verilerini toplamaya başlayın. Çünkü yasa karşısında onların emisyonlarından da siz sorumlu tutuluyorsunuz. What Steps Should Companies Take? • Measure Your Carbon Footprint (Greenhouse Gas Protocol): Calculate your company’s Scope 1 (direct), Scope 2 (indirect energy), and Scope 3 (supply chain) emissions according to international standards (ISO 14064). • Conduct a Legal Scope Assessment: Consult with your financial advisors and legal department to clarify whether your company falls within the current TSRS turnover and employee thresholds set by the KGK. • Audit Your Supply Chain: If you manufacture for a major brand or export to the EU, begin collecting sustainability data from your sub-suppliers. Under the new regulations, you are held accountable for their emissions as well. Türk Şirketlerine Getirilen Operasyonel Yükümlülükler Düzenleme / Standart AB SKDM (CBAM) TR-ETS TSRS (Zorunlu Raporlama) Şirketlerden Ne Bekliyor? Ürün bazlı gömülü emisyon verisinin (Scope 1-2) hesaplanması ve doğrulanması. Tesis düzeyinde sera gazı ölçümü, raporlanması ve doğrulanması (MRV). Finansal tablolarla eş zamanlı olarak IFRS uyumlu sürdürülebilirlik raporu sunulması. Getirdiği Temel Risk / Fırsat Emisyonu düşüremeyen şirketlerin AB pazarında fiyat avantajını kaybetmesi. Karbonun doğrudan bir operasyonel bilanço maliyetine dönüşmesi. Düşük karbonlu ve şeffaf şirketlerin “Yeşil Finansmana” (ucuz kredi) erişim kolaylığı. Operational Obligations Imposed on Turkish Companies Regulation / Standard EU (CBAM) TR-ETS TSRS (Mandatory Reporting) Corporate Expectations Key Risks Calculation and verification of product-based embedded emission data (Scope 1-2). Facility-level greenhouse gas monitoring, reporting, and verification (MRV). Submission of IFRS-aligned sustainability reports concurrently with financial statements. Opportunities Companies that cannot reduce emissions lose their price advantage in the EU market. Carbon becomes a direct operational balance sheet cost. Easier access to "Green Finance" (low-cost loans) for transparent, low-carbon companies. Akfen Holding’in yarım asırlık kurumsal gücünü yenilenebilir enerjiye taşıyarak yalnızca üretmiyor; geleceği tasarlıyoruz. 887 MW’a ulaşan kurulu gücümüz, hibrit santrallerimiz ve hidrojen teknolojilerine uzanan yenilikçi projelerimizle temiz enerjide dönüşümü hızlandırıyoruz. Geleceğin enerjisini, sorumlulukla ve kararlılıkla bugünden inşa ediyoruz. ENERJİYE TEMİZ GÜÇKATIYORUZ

HABER / News78 STRATEGY TURKISH TOURISM AIMS FOR LONG-TERM GROWTH WITH A $68 BILLION REVENUE TARGET STRATEGY News / HABER 79 TÜRKIYE, küresel ekonomik dalgalanmalar ve Orta Doğu eksenli jeopolitik gerilimlerin kıskacında gir- diği 2026 yılı için 68 milyar dolarlık makro turizm geliri hedefi belirledi. Sektörde hacimsel büyümeden ziyade “nitelikli harcama ve pazar çeşitliliği” odaklı bir yapısal dönüşüm gözleniyor. Yılın ilk çeyreğinde elde edilen 9,2 milyon ziyaretçi ve 9,8 milyar dolarlık gelir, hedeflere dönük temkinli iyimserliği desteklese de, yükselen maliyetler ve bölgesel riskler kırılganlık yaratmaya devam ediyor. Turizm sektörü yıla yüksek motivasyonla başlasa da, küresel ve yerel bazı zorluklar beklentileri şekillendi- riyor. ABD ve İsrail’in İran ile yaşadığı gerilimler ve bölgedeki savaş atmosferi, özellikle Nevruz döneminde İran pazarından gelen turist talebini ve doğu illerindeki rezervasyonları olumsuz etkiledi. Türkiye’de yükselen otel, yeme-içme ve hizmet maliyetleri, ülkenin “ucuz ta- til destinasyonu” imajından sıyrılmasına neden olurken, yerli ve yabancı turistlerin bütçelerini zorladı. Sektör ge- nelinde yaşanan nitelikli personel sıkıntısı, ölçülü büyü- menin önündeki en büyük operasyonel engellerden biri. Türk Devletleri Teşkilatı kararıyla Ankara, 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edildi ve bölgede kültürel turizm hareketliliği bekleniyor. Dünya genelin- de popüler dizi ve filmlerin çekildiği yerleri ziyaret etme akımı 2026’da zirve yaptı. The Screen Tourism Forecast Index 2026 verilerine göre Güney Kore ve İspanya gibi ülkeler bu trendden en çok faydalanacak destinasyonlar arasında yer alıyor. Türkiye de güçlü dizi ihracatıyla bu ilgiyi çekmeye de- vam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Türkiye, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UN Tourism) sıralamasında en çok turist çeken ülkeler ara- sında dünyada 4. sıraya, turizm gelirlerinde ise 7. sıraya yükselen Türkiye küresel bir marka haline geldi. Cum- huriyet tarihinin rekor yılı olan 2025’in (63,9 milyon ziyaretçi, 65,2 milyar dolar gelir) ardından gelen 2026 yılı, ölçülü büyüme (%5 - %10 arası artış) ve finansal sürdürülebilirlik yılı olarak konumlandırılıyor. IVME KAZANDIRAN DINAMIKLER 2026 yılı turizm hareketliliğini besleyen iki temel küre- sel ve bölgesel gelişme öne çıkıyor. Simon-Kucher Seyahat Trendleri Çalışması: Türki- ye’yi tercih eden turist profilinin dijitalleştiğini, yapay TURKEY HAS set a macro tourism revenue target of $68 billion for 2026, a year caught in the grip of global economic fluctuations and geopolitical tensions centered on the Middle East. A structural transformation focused on “quality spending and market diversification” rather than volumetric growth is observed in the sector. While the 9.2 million visitors and $9.8 billion in revenue achieved in the first quarter of the year support cautious optimism towards targets, rising costs and regional risks continue to create fragility. Although the tourism sector started the year with high motivation, some global and local challenges are shaping expectations. Tensions between the US and Israel and Iran, and the atmosphere of war in the region, negatively affected tourist demand from the Iranian market, especially during Nowruz, and reservations in the eastern provinces. Rising hotel, food and beverage, and service costs in Türkiye have caused the country to lose its “cheap holiday destination” image, straining the budgets of both domestic and foreign tourists. The shortage of qualified personnel across the sector is one of the biggest operational obstacles to measured growth. Ankara has been declared the Turkic World Tourism Capital for 2026 by the Organization of Turkic States, and cultural tourism activity is expected in the region. The trend of visiting locations where popular TV series and films were shot peaked in 2026. According to the Screen Tourism Forecast Index 2026, countries like South Korea and Spain are among the destinations that will benefit most from this trend. Turkey continues to attract this interest with its strong TV series exports. According to data from the Ministry of Culture and Tourism, Turkey has become a global brand, ranking 4th in the world in terms of tourist numbers and 7th in tourism revenue according to the United Nations World Tourism Organization (UN Tourism) rankings. Following 2025, a record year in the history of the Republic (63.9 million visitors, $65.2 billion in revenue), 2026 is positioned as a year of moderate growth (5% - 10% increase) and financial sustainability. DYNAMICS DRIVING MOMENTUM Two key global and regional developments stand out as fueling tourism activity in 2026. Simon-Kucher Travel Trends Study: Shows that the tourist profile choosing Türkiye is becoming more digitalized, effectively using artificial intelligence, and allocating more budget to health and wellness tours. Türkiye’nin 2026 yılı turizm geliri hedefi 68 milyar dolar olarak öngörülürken, sektörde genel olara

HABER / News80 STRATEGY zekayı etkin kullandığını ve sağlık-wellness (esenlik) turla- rına daha fazla bütçe ayırdığını gösteriyor. Ekran Turizmi (Set-Jetting): Dünya genelinde popülerle- şen dizi/film lokasyonlarını ziyaret etme akımı, güçlü dizi ih- racatı yapan Türkiye için 2026’da önemli bir katalizör oldu. Ayrıca, Ankara’nın 2026 yılı “Türk Dünyası Turizm Baş- kenti” ilan edilmesi, Orta Asya ve Balkanlar coğrafyasından kültür turizmi akışını tetikliyor. RISK FAKTÖRLERI Hedeflerin önündeki en büyük tehditler jeopolitik gerilim- ler ve makroekonomik dengesizlikler olarak öne çıkıyor. ABD-İsrail-İran hattında tırmanan gerilimler, özellikle Nevruz döneminde 3 milyonu aşkın potansiyele sahip İran pazarında kesintilere ve doğu illerinde rezervasyon iptalle- rine yol açtı. Konaklama, lojistik ve yeme-içme sektörün- deki fiyat artışları, Akdeniz çanağındaki rakiplere (İspanya, Yunanistan, Mısır) karşı rekabet gücünü zorluyor. Sektör temsilcilerinin %43’ü, operasyonel kalitenin sürdürüle- bilmesi önündeki en büyük engeli istihdam krizi olarak ta- nımlanıyor. Türkiye turizm endüstrisi, 2026 yılı itibarıyla sadece “turist sayısını” artıran niceliksel bir büyüme mo- delinin sınırlarına ulaştığını kabul ediyor. Gerek kruvaziyer limanlarındaki rekor verimlilik gerekse sağlık turizminde kişi başına düşen harcamanın radikal yükselişi, sektörün “nitelikli ve sürdürülebilir ciro” hedefine sadık kaldığını kanıtlıyor. Makroekonomik dengelerin ve dijital doğrudan satış kanallarının doğru yönetilmesi halinde, 2026 yılı için konulan 68 milyar dolarlık gelir çıtası, yapısal bir reforma dönüşerek uzun vadeli büyümenin temelini oluşturuyor. Set-Jetting: The trend of visiting film/series locations, which is becoming popular worldwide, has become a significant catalyst for Turkey, a country with strong TV series exports, in 2026. Furthermore, Ankara being declared the “Turkic World Tourism Capital” in 2026 is triggering a flow of cultural tourism from Central Asia and the Balkans. RISK FACTORS The biggest threats to these goals are geopolitical tensions and macroeconomic imbalances. Escalating tensions between the US, Israel, and Iran have led to disruptions in the Iranian market, which has a potential of over 3 million tourists, especially during the Nowruz period, and to reservation cancellations in eastern provinces. Price increases in the accommodation, logistics, and food and beverage sectors are challenging competitiveness against rivals in the Mediterranean basin (Spain, Greece, Egypt). 43% of sector representatives identify the employment crisis as the biggest obstacle to maintaining operational quality. The Turkish tourism industry acknowledges that by 2026, it has reached the limits of a quantitative growth model that only increases the “number of tourists.” Both the record productivity at cruise ports and the radical increase in per capita spending in health tourism prove that the sector remains committed to its goal of “qualitative and sustainable revenue.” If macroeconomic balances and digital direct sales channels are managed correctly, the $68 billion revenue target set for 2026 will transform into a structural reform, forming the foundation for long-term growth.

BODRUM LOFT 2026 YAZ SEZONUNA HAZIR HABER / News82 STRATEGY BODRUM LOFT IS READY FOR THE SUMMER 2026 SEASON STRATEGY News / HABER 83 DOĞAYLA UYUMLU mimarisi, rafine yaşam anlayışı ve seçkin markalarıyla kısa sürede Bodrum’un en dikkat çeken destinasyonlarından biri haline gelen Bodrum Loft, 2026 yaz sezonuna yenilenen deneyim kurgusuyla giriyor. Akfen Holding’in prestijli yatırımlarından Bodrum Loft; bu yaz da yalnızca bir tatil değil, günün her anına yayılan bütüncül bir yaşam deneyimi sunmayı sürdürüyor. Bodrum Loft, 2026 yaz sezonuna gastronomi alanında 5 güçlü markadan oluşan seçkisiyle giriyor. Ters Köşe Restoran, Loft Elia Restoran ve Papermoon Bodrum Loft rafine mutfak deneyimleriyle misafirlerini ağırla- maya devam ederken; geçtiğimiz yıl bünyeye katılan The Pantry sağlıklı ve dengeli lezzetleriyle gastronomi çeşit- liliğini artırıyor. Bu sezonun öne çıkan yeniliği olan Artsy ise Loft Elia Restaurant iş birliğiyle etkinlik kurgusunu genişleterek, gastronomi, müzik ve sosyal deneyimi bir araya getiren dinamik bir yapı sunuyor. Bu çok katmanlı yapı, Bodrum Loft’ta günün her saatine yayılan canlı ve sürekli dönüşen bir yaz ritmi yaratıyor. WITH ITS architecture in harmony with nature, refined lifestyle, and distinguished brands, Bodrum Loft has quickly become one of Bodrum’s most prominent destinations, and it enters the 2026 summer season with a renewed experience concept . Bodrum Loft, one of Akfen Holding’s prestigious investments, continues to offer not just a holiday, but a holistic living experience that extends to every moment of the day this summer. Bodrum Loft is entering the 2026 summer season with a selection of 5 strong brands in the field of gastronomy . Ters Köşe Restaurant, Loft Elia Restaurant and Papermoon Bodrum Loft continue to welcome guests with their refined culinary experiences; while The, which joined the group last year... Pantry enhances gastronomic diversity with its healthy and balanced flavors. Artsy, a standout new addition this season , is located in Loft. Elia By expanding its event concept through collaboration with restaurants , Bodrum Loft offers a dynamic structure that brings together gastronomy, music, and social experiences. This multi-layered structure creates a vibrant Bodrum’un Demirbükü Koyu’nda doğayla uyumlu mimarisi ve yüksek standartlı yaşam yaklaşımıyla konumlanan Bodrum Loft gastronomide 5 güçlü markadan oluşan seçkisiyle yeni sezona giriyor. Ters Köşe, Loft Elia ve Papermoon Bodrum Loft rafine mutfak deneyimleri sunarken; The Pantry sağlıklı lezzetleriyle çeşitliliği artırıyor. Bu sezonun öne çıkan yeniliği olan Artsy ise Loft Elia Restaurant iş birliğiyle etkinlik kurgusunu genişleterek, gastronomi, müzik ve sosyal deneyimi bir araya getiren dinamik bir yapı sunuyor. Bu çok katmanlı yapı, Bodrum Loft’ta günün her saatine yayılan canlı ve sürekli dönüşen bir yaz ritmi yaratıyor. Located in Demirbükü Bay in Bodrum, Bodrum Loft, with its architecture in harmony with nature and high-standard living approach, is entering the new season with a selection of 5 strong brands in gastronomy. Ters Köşe, Loft Elia and Papermoon Bodrum Loft offer refined culinary experiences; The Pantry is expanding its variety with healthy flavors. Artsy, a standout new addition this season, is available at Loft. Elia By expanding its event concept through collaboration with restaurants , Bodrum Loft offers a dynamic structure that brings together gastronomy, music, and social experiences. This multi-layered structure creates a vibrant and constantly evolving summer rhythm at Bodrum Loft , spreading throughout the day.

HABER / News84 STRATEGY STRATEGY News / HABER 85 Bodrum Loft, bu yaz sezonuna güçlü gastronomi mar- kalarını koruyarak ve yeni iş birlikleriyle deneyimini ge- nişleterek giriyor. Ters Köşe Restoran, Loft Elia Restoran ve Papermoon Bodrum Loft gibi Bodrum Loft’un gastro- nomi dünyasını şekillendiren markalar yeni sezonda da misafirlerini ağırlamaya devam ederken; geçtiğimiz yıl bünyeye katılan The Pantry sağlıklı yaşam odaklı yakla- şımıyla yerini koruyor. BODRUM LOFT’TA KONAKLAMA Bodrum Loft, her yıl olduğu gibi bu yıl da misafirlerine sürdürülebilir lüks anlayışı ile eşsiz bir tatil deneyimi sunmaya hazırlanıyor. 36 villadan oluşan Bodrum Loft’ta, hem oda ve suite hem de villa konsepti şeklinde konak- lamak mümkün. Bodrum Loft bu konsepti yıllardır sür- dürerek farklı tiplerdeki konaklama seçenekleri sunarak Bodrum’da turizmi beş aya yayma geleneğini sürdürüyor. Villalar, uzun dönem konaklayan misafirler tarafından kullanılmadıkları zamanlarda Bodrum Loft’un benzer- siz rezervasyon sistemi üzerinden başka misafirlere ko- naklama seçenekleriyle sunuluyor. Bodrum Loft villaları ayrıca haftalık ve iki haftalık kısa dönem konaklama se- çenekleriyle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra belirli aylarda günlük konaklama imkânı da sunuluyor. The Times, Tatler, Vanity Fair, Conde Nast Traveller, Time, The Telegraph, Forbes, Robb Report ve BOAT In- ternational gibi prestijli yayınlarda yer alan Bodrum Loft, Bodrum’un global turizmdeki konumunu güçlendiren önemli destinasyonlardan biri olarak dikkat çekmektedir. and constantly evolving summer rhythm at Bodrum Loft , spreading throughout the day. Bodrum Loft enters this summer season by maintaining its strong gastronomic brands and expanding its experience with new collaborations. Ters Köşe Restaurant, Loft Brands that shape the gastronomic world of Bodrum Loft, such as Elia Restaurant and Papermoon Bodrum Loft, will continue to welcome their guests in the new season; while The, which joined the group last year... Pantry maintains its position with its healthy lifestyle-focused approach. STAY AT BODRUM LOFT Bodrum Loft, as every year, is preparing to offer its guests a unique holiday experience with its sustainable luxury concept. Comprising 36 villas , Bodrum Loft offers accommodation options in both room and suite , as well as villa concepts. By maintaining this concept for years, Bodrum Loft continues its tradition of extending the tourism season in Bodrum to five months by offering different types of accommodation options. When not in use by long-term guests, the villas are offered to other guests through Bodrum Loft’s unique booking system. Bodrum Loft villas also aim to reach a wider audience with short-term weekly and two-week accommodation options. In addition, daily accommodation is available during certain months. The Times, Tatler , Vanity Fair , Conde Nast Traveller, Time, The Featured in prestigious publications such as The Telegraph, Forbes, Robb Report, and BOAT GASTRONOMİ DENEYİMİ GÜÇLENİYOR Bodrum Loft’un gastronomi dünyası, bu sezon da güçlü markalarıyla öne çıkıyor. Ters Köşe Bodrum Loft, Haziran ve Temmuz aylarında düzenlenecek fasıl geceleri, Greek Night ve karaoke etkinlikleriyle eğlenceyi gastronomiyle bir araya getirirken; Loft Elia Restoran ve Papermoon Bodrum Loft, sezon boyunca rafine mutfak deneyimle- riyle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Sağlıklı ve dengeli beslenme yaklaşımıyla dikkat çeken The Pantry ise glutensiz, rafine şekersiz ve katkı madde- si içermeyen ürünlerle hazırladığı menüsüyle Bodrum Loft’ta iyi yaşamı destekleyen lezzetler sunuyor. Bugün Bodrum Loft bünyesinde beş farklı gastronomi markası misafirlerini ağırlıyor. Paper Moon Bodrum Loft İtalyan mutfağının dünyaca ünlü ismi Paper Moon, Bod- rum Loft’ta gerçek bir İtalyan deneyimi yaşatmak için misafirlerini benzersiz bir lezzet yolculuğuna çıkarmaya devam ediyor. Aperitivo barda öğleden sonra prosecco molaları ve şarap eşliğinde nefis akşam yemeklerinin yanı sıra Şef Giuseppe Pressani “Pino”’nun oluşturduğu menü ile ak- International, Bodrum Loft stands out as one of the key destinations strengthening Bodrum’s position in global tourism. THE GASTRONOMY EXPERIENCE IS GETTING STRONGER Bodrum Loft’s gastronomic scene stands out this season with its strong brands. Ters Köşe Bodrum Loft will host traditional Turkish music nights in June and July . Greek Loft combines entertainment with gastronomy through its nightlife and karaoke events . Elia Restaurant and Papermoon Bodrum Loft continue to welcome guests with refined culinary experiences throughout the season. The Pantry , with its menu prepared with gluten-free, refined sugar-free, and additive-free products, offers flavors that support a healthy lifestyle at Bodrum Loft . Today, Bodrum Loft hosts five different gastronomic brands. Paper Moon Bodrum Loft Paper Moon, a world-renowned name in Italian cuisine , continues to take its guests on a unique culinary journey to provide a true Italian exper

HABER / News86 STRATEGY STRATEGY News / HABER 87 Ters Köşe Meyhane Distinguished by its seafood, mezes (appetizers), and entertainment concept, and featuring a menu of Aegean mezes and local fresh fish varieties, Ters Köşe Meyhane, nestled amidst nature, is positioned as one of the important hubs of Bodrum Loft’s social life. The Pantry With its menu prepared with gluten-free, refined sugar- free, and additive-free products, and its daily freshly made croissants, sourdough breads, and natural sweet and savory snacks, it offers its guests flavors that support a healthy lifestyle. POPULAR WELLNESS EVENTS CONTINUE Is continuing and expanding its wellness program, which it launched last season and received great interest, in 2026. As part of the program, which was held last year and attracted great interest, therapeutic yoga, sound... Healing sessions and SUP Yoga events held in the clear waters of Demirbükü Bay stood out. Art therapy workshops focusing on self-expression with natural objects , herbalism, incense and aromatherapy perfume workshops, and theta sessions were also featured. Healing talks were among the program’s notable experiences. Fitness , yoga, sound. healing The three-day retreat camp, which combined şamları fine dining servis anla- yışıyla hizmet veren restoranda İtalyan mutfağının bölgelere göre çeşitlilik gösteren yemekleri ge- leneksel tariflere göre hazırlanıp Bodrum’un sakin ve huzurlu at- mosferinde servis ediliyor. Loft Elia Loft Elia, Ege’nin bozulmamış do- ğası ve eşsiz kültürüyle sırlanmış zeytin ve çam ağaçlarının huzur veren gölgesinden ilham alıyor. Dünyaca ünlü Michelin Rehberi’nin 2024 ve 2025 Tavsiye Edilenler Listesi’ne gir- meye hak kazanan Loft Elia, eşsiz manzarasıyla bir akşam yemeği sunuyor. Artsy Bodrum Loft 2023’te Ankara’da doğan ve kısa sürede şehrin sosyal hayatı ve kokteyl kültüründe kendine güçlü bir yer edinen Artsy, bu sezon Demirbükü’nde. 15 Mayıs itibarıyla zamana yayılan, kendi ritmini kuran bir yaz deneyimi başlıyor. Sezon boyunca dünyanın önde gelen barlarından seçili takeover’lar ve her hafta farklı şeflerin imza attığı özel masalar. Gün batımından geceye uzanan, özenle kurgulanmış bir müzik deneyimi. Gün içinde konsept mağaza, kürate edilmiş seçkiler, sanatçı söyleşileri ve atölyelerle yaşayan bir akış yaz boyunca Artsy Bodrum Loft’ta olacak. Akşam saatlerinde ise yavaşça dönüşen bir ritim. Detayların in- celikle düşünüldüğü, ritmin doğal aktığı; keşfedenlerin hatırladığı bir yaz. Ters Köşe Meyhane Deniz ürünleri, mezeleri ve eğlence konseptiyle öne çıkan ve Ege mezelerinin ve yerel taze balık çeşitlerinin yer ala- cağı menüsü ile, doğanın içerisine konumlandırılmış olan Ters Köşe Meyhane, Bodrum Loft’un sosyal yaşamının önemli duraklarından biri olarak konumlanıyor. The Pantry Glutensiz, rafine şekersiz ve katkı maddesi içermeyen ürünlerle hazırlanan menüsüyle ve her gün taze hazır- lanan kruvasanlar, ekşi mayalı ekmekler, doğal içerikli tatlı ve tuzlu atıştırmalıklar ile; misafirlerine iyi yaşamı destekleyen tatlar sunuyor. İLGİ GÖREN WELLNESS ETKİNLİKLERİ DEVAM EDİYOR Bodrum Loft, geçen sezon hayata geçirdiği ve çok ilgi gören wellness programını 2026’da daha da genişleterek sürdü- rüyor. Geçen yıl düzenlenen ve yoğun ilgi gören program kap- samında; terapötik yoga, sound healing seansları ve Demir- bükü Koyu’nun berrak sularında gerçekleştirilen SUP Yoga etkinlikleri öne çıktı. Doğal objelerle öz ifadeyi merkeze alan sanat terapi atölyeleri, bitki ilmi, tütsü ve aromaterapötik parfüm çalışmaları ile theta healing sohbetleri programın dikkat çeken deneyimleri arasında yer aldı. Fitness, yoga, sound healing ve beslenmeyi bir araya getiren üç günlük retreat kampı ise katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Tüm bu etkinlikler 2026 sezonunda da devam edecek; 4-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek Free Your Soul Yoga Retreat ise yeni sezonu açan ilk büyük program ola- rak öne çıkıyor. AİLELERE ÖZEL: ÇOCUK GELİŞİM PROGRAMLARI Bodrum Loft, 2026 sezonunda aile segmentine yönelik deneyi- mini iki ayrı program üzerinden güçlendiriyor. Glee, çocuklar için oyun ve yaratıcılığı merkezine alan bir kids club deneyimi sunarken, ebeveynlere de doğayla iç içe, huzurlu bir yaşam alanı vadediyor. Londra merkezli Richer Education iş birliğiyle hayata geçi- rilen Kidz Abroad programı ise bilim, teknoloji, sanat ve sporu kapsayan uluslararası müfradatıyla çocuklara tatil döneminde çok yönlü bir gelişim imkânı sunuyor. Bu yapı, Bodrum Loft’u yalnızca dinlenmek değil, aynı zamanda anlamlı bir aile de- neyimi yaşamak isteyen misafirler için Ege’nin en öne çıkan destinasyonlarından biri konumuna taşıyor. Bodrum Loft’ta 2026 yaz sezonunda Temmuz ve Ağustos ay- larında Glee, 8 ay–8 yaş arası çocuklarla; Kidz Abroad programı ise 8–15 yaş aralığındaki çocuklarla bir araya gelecek. nutrition with other activities, attracted a great deal of interest from participants. All these events will continue in the 2026 season; Free will be held between June 4-7. Your Soul Yoga Retreat stands ou

Column / KÖŞE89STRATEGYKÖŞE / Column STRATEGY SAFFET EMRE TONGUÇ Seyahat Yazarı/ Tarihçi-Profesyonel Rehber Travel Writer/Historian- Professional Guide İnsan Gözünün Görebileceği En Güzel Yer “Kaşif Kristof Kolomb, Küba için “insan gözünün görebileceği en güzel yer” demiş. Dünya üzerinde böyle güçlü bir tanımı hak edecek çok yer var kuşkusuz ama Küba’nın farkı başka hiçbir yere benzemeyen halinde, özgürlüğünde ve sıcakkanlılığında… Ve ülke büyük bir değişimin şafağında. Amerikan fast-food zincirlerinin ve dünyayı saran aynılığın zincirine eklenen halka olmadan görmek gerek. “ The explorer Christopher Columbus said of Cuba, ‘the most beautiful place the human eye has ever seen.’ Undoubtedly, there are many places in the world that deserve such a powerful description, but Cuba’s difference lies in its unique character, its freedom, and its warm hospitality… And the country is on the cusp of a great transformation. It needs to be seen before it becomes another link in the chain of American fast-food chains and the uniformity that is sweeping the world.” The Most Beautiful Place the Human Eye Can See 110 BİN kilometrekarelik yüzölçüme sahip Küba, fotoğraf çekmeyi sevenler için hazine gibi bir coğrafya. Her köşede dondurup saklamak isteyeceğiniz bir sürpriz var. Başta Avrupa’dan gelen göçmenlerin, ardından köleliğin kaldırıldığı 1886’ya kadar Afrika’dan getirilen zencilerin Kızılderililerle karışması ile etnik bir mozaik ortaya çıkmış. Sokaklar renk cümbüşü, Fellini filmlerinden fırlayıp soluğu bu ülkede almış insanlar var dört bir yanda. HAVANA SOKAKLARINDA KAYBOLMAK Başkent Havana, ulaşım araçlarının çeşitliliği ile şaşırtarak karşılıyor sizi. Bir yanda at arabaları, hörgüçlü olduklarından “camelio” yani deve dedikleri eski tırlardan bozma otobüsler, bisikletinin ya da motosikletinin arkasında yolcu taşıyanlar… Diğer yanda yıllardır süren Amerikan ambargosunun getirdiği “elindekini korumak zorunda olma” alışkanlığından kalan 1940 – 1950 model Amerikan arabaları; hem de rengarenk! Yapacağınız en keyifli şey, eski Havana’nın sokaklarında kaybolup kolonyal dönemin en güzel örneklerinden olan şehri doyasıyla keşfetmek. 1777’de bitirilen ve Aziz Cristobal’e yani A SURFACE area of 110,000 square kilometers , Cuba is a treasure trove for photography enthusiasts. Every corner holds a surprise you’ll want to freeze and cherish. An ethnic mosaic has emerged from the mixing of immigrants, primarily from Europe, and later, until the abolition of slavery in 1886, African Americans with Native Americans. The streets are a riot of color, and you can find people everywhere who seem to have stepped right out of a Fellini film. GETTING LOST IN THE STREETS OF HAVANA The capital city of Havana surprises you with its diverse modes of transportation. On one hand, there are horse-drawn carriages, buses converted from old trucks (called “ camellios “ because of their humps), and people carrying passengers on the backs of bicycles or motorcycles… On the other hand, there are 1940-1950 model American cars, a remnant of the “need to protect what you have” habit brought about by years of American embargo; and they are colorful! The most enjoyable thing you can do is get lost in the streets of Old Havana and explore the city, which is one of the finest 88 Kolomb’a adanan katedral Amerika kıtasındaki en güzel dini binalardan biri. Yan sokakta da 1954’te aldığı Nobel ödülünü Küba’ya adayan Ernest Hemingway’in meşhur ettiği Bodeguita del Medio isimli restoran var. Washington’daki Capitol’un bir kopyası olan eski parlamento binası da görülmesi gerekenler arasında. MİSAFİRPERVER VE MÜZİKSEVER HALK Kübalılar sıcak ve konuşkan insanlar. Her an bir fincan kahve ikram etmeye hazırlar. Müzik ve dans hayatın ayrılmaz parçası gibi… Sokak müzisyenlerini dinlemek ise başlı başına bir keyif. Rastlamakta zorlanmıyorsunuz çünkü sokaklar şarkı söyleyen hatta dans eden öyle çok insan çıkarıyor ki karşınıza bu atmosferi yaşayınca Küba’nın rumba, mambo, çaça ve salsanın doğduğu yer olmasına şaşırmıyorsunuz. İlginç bir geleneği de hala yaşatıyorlar. 15 yaşına gelen genç kızlarını gelin gibi giydirip süsleyerek bir nevi “topluma tanıtma partisi” düzenliyorlar. BEGONVİLLERLE BEZELİ VARADERO Havana’ya yaklaşık iki saat mesafede yer alan Varadero, palmiye ve begonviller arasında bol miktarda otel, restoran ve tatil köyüne ev sahipliği yapan bir sayfiye yeri. Yakınındaki Cayo Blanco adasını da mutlaka seyahat planlarına dahil etmek gerekiyor. Özellikle dalmaya meraklı olanlar için ideal bir rota. TRINIDAD’IN MASALSI HALİ Küba’nın, güney sahiline yakın Trinidad 28 yıl önce UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmış. Kolonyal mimarinin örnekleriyle bezeli kentte, taş döşeli sokaklar küçük renkli evlerle birleşince, insanın gerçek dünyadan kaçmak için uydurduğu masallardaki gibi bir manzara çıkıyor karşınıza. Renkli Amerikan arabaları da tabloyu tamamlıyor. Adeta başka bir döneme ışınlandığınızı hissediyorsunuz. Nereye baksanız, elindeki tabletin ekranını kaydırmakl

HABER / News94 STRATEGY AKFEN İNŞAAT’IN genç ve milli sporcuların gelişimini des- teklemek amacıyla hayata geçirdiği Team Akfen İnşaat projesi kapsamında desteklenen milli dağ bisikletçisi Ekin Ereke, uluslararası arenadaki başarılı performansına bir yenisini daha ekledi. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen Uluslararası Geb- ze MTB Cup’ta mücadele eden Ekin Ereke, dağ bisikletinin hem hız hem de dayanıklılık gerektiren iki farklı disiplininde yarışarak hafta sonunu iki podyum derecesiyle tamamladı. Zorlu parkurda güçlü rakipleriyle mücadele eden Ereke, XCC Short Track / Kısa Parkur Yarışı Elite Kadınlar kate- gorisinde 2. olarak kürsüye çıkarken; XCO Cross-Country Olympic / Uzun Parkur Elite Kadınlar kategorisinde ise 3.lük elde etti. Ekin Ereke, kısa parkurda sergilediği temposu ve uzun par- kurda ortaya koyduğu dayanıklılık performansıyla istikrarlı çıkışını sürdürürken, Team Akfen İnşaat’ın desteklediği spor- cular arasındaki başarılı temsilini de devam ettirdi. Daha önce ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettiği derecelerle dikkat çeken Ekin Ereke, Uluslararası Gebze MTB Cup’taki çifte podyum başarısıyla da dağ bisikleti branşındaki yükselişini bir kez daha ortaya koydu. Ekin Ereke’nin Ulus- lararası Gebze MTB Cup’ta elde ettiği çifte podyum başarısı, Team Akfen İnşaat’ın genç ve milli sporcuların gelişim yol- culuğuna sunduğu desteğin güçlü yansımalarından biri oldu. EKIN EREKE, supported by Team Akfen Construction’s project aimed at supporting the development of young and national athletes, added another success to her international performance. Competing in the International Gebze MTB Cup in Gebze, Kocaeli, Ekin Ereke competed in two different disciplines of mountain biking, requiring both speed and endurance, and finished the weekend with two podium finishes. Competing against strong rivals on a challenging course, Ereke took second place in the XCC Short Track Elite Women’s category; Ekin Ereke also achieved 3rd place in the XCO Cross-Country Olympic / Long Course Elite Women’s category. Continuing her consistent rise with her pace in the short course and endurance performance in the long course, Ekin Ereke also continued her successful representation among the athletes supported by Team Akfen İnşaat. Having previously attracted attention with her achievements in national and international competitions, Ekin Ereke once again demonstrated her rise in mountain biking with her double podium success at the International Gebze MTB Cup. Ekin Ereke’s double podium success at the International Gebze MTB Cup is one of the strong reflections of Team Akfen İnşaat’s support for the development journey of young and national athletes. Team Akfen İnşaat’ın desteklediği milli dağ bisikletçisi Ekin Ereke, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen Uluslararası Gebze MTB Cup’ta iki farklı disiplinde podyuma çıkarak önemli bir başarıya imza attı. NATIONAL MOUNTAIN BIKER EKIN EREKE ACHIEVES DOUBLE PODIUM AT INTERNATIONAL GEBZE MTB CUP Ekin Ereke, a national mountain biker supported by Team Akfen Construction, achieved a significant success by reaching the podium in two different disciplines at the International Gebze MTB Cup held in Gebze, Kocaeli. MILLI DAĞ BISIKLETÇISI EKIN EREKE’DEN ULUSLARARASI GEBZE MTB CUP’TA ÇIFTE PODYUM AKFEN İNŞAAT’IN genç ve milli sporcuların gelişimini des- teklemek amacıyla hayata geçirdiği Team Akfen İnşaat projesi kapsamında desteklenen milli yüzücü Meriç Uygun, başarılı performansına bir yenisini daha ekledi. 23–25 Haziran 2026 tarihleri arasında Mersin’de düzenle- nen ÜNİLİG Yüzme Türkiye Şampiyonası’nda Yaşar Üniver- sitesi adına yarışan Meriç Uygun, organizasyonda elde ettiği derecelerle şampiyonaya damga vurdu. Meriç Uygun, şampiyonada 400 metre karışık, 200 metre kurbağalama ve 50 metre serbest kategorilerinde Türkiye Şampiyonu olurken; 100 metre kurbağalama kategorisinde ise Türkiye ikinciliğini elde etti. Uygun, bu sonuçlarla orga- nizasyonu toplam 4 madalya ile tamamlayarak yüzme kari- yerindeki istikrarlı yükselişini sürdürdü. Daha önce Comen Cup ve çok sayıda milli takım yarışında Türkiye’yi temsil eden, Türkiye Şampiyonası’nda 200 met- re kurbağalama başta olmak üzere farklı branşlarda önemli dereceler elde eden Meriç Uygun, ÜNİLİG Yüzme Türkiye Şampiyonası’ndaki performansıyla branşının dikkat çeken genç sporcuları arasında yer aldığını bir kez daha gösterdi. Akfen İnşaat’ın genç sporculara uzun vadeli destek sağ- lamak amacıyla hayata geçirdiği Team Akfen İnşaat projesi, farklı branşlarda Türkiye’yi ulusal ve uluslararası arenada temsil eden sporcuların başarı yolculuklarına katkı sunmayı sürdürüyor. MERIÇ UYGUN, supported by the Team Akfen Construction project, which aims to support the development of young and national athletes, added another success to her performance. Competing on behalf of Yaşar University at the UNILIG Swimming Turkish Championship held in Mersin between June 23-25, 2026, Meriç Uygun made her mark on the championship with her achievements. Meriç