Gölgedeki Tanık Bölüm 22: Son Hamle Özel Harekât araçlarının sirenleri giderek yaklaşıyordu. Eski kütüphanenin taş duvarları, dışarıdaki hareketliliği yankı gibi içeri taşıyordu. Kerem, Kayıt Defteri'ni eline aldı. Defter beklediğinden ağırdı. Sanki yalnızca kâğıt değil, onlarca yıllık sırlar da ağırlık yapıyordu. Hasan Demir sessizce konuştu. "Onu yakarsan..." "...bir daha kimse gerçeği öğrenemez." "Polise teslim edersem?" "Örgütün içindeki insanlar onu yok eder." Kerem ilk kez çaresiz hissediyordu. Kulaklıktan Elif'in sesi tekrar geldi. "Kerem, doğu girişinden içeri giriyorlar!" "Odadan çık!" Kerem derin bir nefes aldı. "Hayır." "Bu iş burada bitecek." Hasan başını kaldırdı. "İlk defa doğru karar veriyorsun." Tam o sırada gizli odanın demir kapısı açıldı. Siyah takım elbiseli yaşlı bir adam içeri girdi. 1
Ne maskesi vardı ne de silahı. Sadece koyu renk bir baston taşıyordu. Adamın yüzü sakindi. Kerem onu daha önce hiç görmemişti. Adam gülümsedi. "Sonunda tanıştık." "Sen..." "Ben." "Gerçek Satranç Ustası." Odanın içi tamamen sessizleşti. Yaşlı adam ağır adımlarla vitrinin önüne geldi. "Benim adım önemli değil." "Bu unvan, isimlerden daha eski." Kerem silahını doğrulttu. "Bitti." Adam hafifçe başını salladı. "Hayır." "Henüz başlamadı." Hasan Demir öfkeyle bağırdı. "Yeter artık!" "Bunca insan öldü!" Yaşlı adam Hasan'a döndü. "Fedakârlık." "Her düzenin bir bedeli vardır." 2
Hasan yumruğunu sıktı. "Bu adalet değil." "Bu cinayet." Yaşlı adamın yüzündeki gülümseme kayboldu. "İşte bu yüzden hiçbir zaman Usta olamadın." Kerem yavaşça Kayıt Defteri'ni masanın üzerine bıraktı. "Bu defteri almak için onlarca insan öldürdün." "Hayır." "İnsanlar defter yüzünden ölmedi." "İnsanlar..." "...gerçeği öğrenmeye çalıştıkları için öldü." Kerem bir adım daha attı. "Bugün bitecek." Yaşlı adam cebinden küçük bir uzaktan kumanda çıkardı. "Kazanacağını mı sanıyorsun?" Düğmeye bastı. Binanın farklı yerlerinden patlama sesleri yükseldi. Toz bulutları tavandan dökülmeye başladı. Kütüphane çökmeye başlıyordu. Elif ve Özel Harekât ekibi tam o sırada gizli geçide ulaştı. "Kerem!" Kerem arkasına baktı. "Defteri al!" 3
diye bağırdı Elif. Yaşlı adam kahkaha attı. "Hanginiz kurtulacak bakalım?" Hasan, hiç düşünmeden yaşlı adama doğru atıldı. İkisi birlikte çöken zemine doğru sürüklendi. Kerem uzanıp Hasan'ın kolunu yakalamaya çalıştı. Hasan başını iki yana salladı. "Hayır..." "Benim için çok geç." Sonra Kerem'in eline küçük bir anahtar sıkıştırdı. "Bu..." "...son kasa." Zemin büyük bir gürültüyle çöktü. Hasan ve Satranç Ustası karanlığın içine düştüler. Elif, Kerem'i kolundan çekerek çıkışa yönlendirdi. Kütüphanenin tavanı art arda çökmeye başlamıştı. Son anda dışarı çıktılar. Arkalarından dev bina büyük bir gürültüyle çöktü. Toz bulutu bütün meydanı kapladı. İtfaiye ve sağlık ekipleri olay yerine ulaştı. Kerem dizlerinin üzerine çöktü. Elindeki Kayıt Defteri hâlâ sağlamdı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte defter, savcılık ve bağımsız bir soruşturma komisyonuna teslim edildi. 4
Defterde yer alan bilgiler doğrultusunda ülke genelinde onlarca operasyon başlatıldı. Yıllardır dokunulamayan isimler gözaltına alındı. Kayıp dosyalar yeniden açıldı. Masum insanların isimleri temize çıkarıldı. Aylar süren soruşturmaların ardından, "Satranç" adı verilen gizli örgütün büyük bölümü çökertildi. Ancak... Aradan altı ay geçti. Bir sonbahar akşamı Kerem, masasındaki dosyaları toplarken isimsiz küçük bir paket aldı. Paketin içinde eski, beyaz bir satranç piyonu vardı. Altına iliştirilmiş notta yalnızca şu cümle yazıyordu: "Bir oyun biter... Ama satranç sonsuza kadar sürer." Kerem notu uzun süre elinde tuttu. Sonra hafifçe gülümsedi. Piyonu masasının üzerine bıraktı. Pencereye doğru yürüdü. Dışarıda yağmur yeniden başlamıştı. Bu dosya kapanmıştı. Ama bir polis, hiçbir zaman son dosyasını çözmüş sayılmazdı. Belki bir gün... Yeni bir oyun başlayacaktı. Ve o gün geldiğinde... Başkomiser Kerem Arslan, ilk hamleyi yapmaya hazır olacaktı. SON 5